Büyük Sıfırlama (THE GREAT RESET)

19 Mayıs 2021 0 Yazar: Elanur Öğüt

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ

Malumunuz üzere 1 seneyi aşkındır bir virüsle mücadele ediyoruz. Yalnızca biz değil, tüm dünya. Son zamanlarda bir çok yazılar yazıldı, çizildi. Bir yenisini eklemek değil bir çok bilgiyi ve kaynakları toplayıp taşları yerine oturtmak amacındayız.
Peki bunu neden yapıyoruz?
Siz susarsanız, biz susarsak tüm dünya Siyonizm denen sömürü çetesine köle olacak. Allah c.c bizi özgür yaratmışken neden köle olalım?
Gelin şimdi olayın en başından başlayarak gidelim. Nasıl ki mikrobu teşhis etmeden tedavi edilmez ve insan vücudunun anatomisi bilmeden tedavi önerilmez ise bugün ki olayları idrak edebilmek içinde mikrobu bilmemiz gerekmektedir. Nedir bu mikrop? Siyonizm.. 5000 senelik yapılan planların hazırlandığı bir filmin sahnelerini teker teker yaşıyoruz. Kendilerini üstün ırk olarak gören ve tüm dünyanın onlara köle olmasını istedikleri bir “Yeni Dünya Düzeni” (Novus Ordo Seclorum) kurmak. Ve değiştirilmiş tevratta yazan cümleler bu yaptıklarını tasdikler niteliktedir.
Şimdi tek tek sözlerinden ilerleyelim.
“Ve Allah’ın Rab onları senin önünde ele vereceği ve sen onları vuracağın zaman, onları tamamen yok edeceksin, onlara acımayacaksın!” (Tesniye Bölümü 7/3)
“Şimdi git… Onların her şeylerini tamamen yok et ve onları esirgeme. Erkekten kadına, çocuktan emzikte olana kadar hepsini öldür. ” (Samuel Bölümü 15/3)
Onlara göre artan dünya nüfusu tehdittir. Git gide çoğalarak onların haklarını çalıyoruz. Tüm dünyayı bir merkezden yönetmek ve dünyaya hakim olmak istiyorlar. Hedef ve gaye budur. Bunun önündeki engellere hiçbir şekilde acımayarak katledilecek. Dünyaya bakarsanız yahudi olmaz yahudi doğulur gayesiyle tüm yahudi olmayanları yok ediyorlar. Milyonlarca zararsız mazlumu katlettiler. Ve buna dur durak bilmeden devam ediyorlar.
14. y.y. Avrupa’da çok büyük ölümlere sebep olan veba salgınları yaşandı. (Meydan Larousse Cilt 12 sf. 551) Bu durum karşısında Papaz Clemens VI. Von Avignon vebanın nereden kaynaklandığını öğrenmek ve hastalığın yayılmasını karşısında tedbir almak için soruşturma açtı. (Lexikon Des Mittelalters, Band 11 sf. ‪784-785‬) Soruşturma sonucunda gerçek bir vahşeti ortaya koyuyordu; Milyonlarca insanın ölümüne neden olan vebayı yahudiler kasıtlı olarak yaymıştı. (Espana Y. Los sf. 32,4) Vebayı yaymak için kuyu sularına veba mikrobu atmışlar ve yahudi olmayanların evlerinin duvarlarına içinde veba mikrobu bulunan mürekkep sürmüşlerdi. (Devil, Drogs And Doctors, sf, ‪202-203‬) Bir Alman yahudisi, zengin bir yahudi olan Hanovreli Salamon’un oğlu Aaron’dan Hanovre şehrinin kıyılarına atılmak üzere 300 tane içinde veba mikrobunun bulunan zehir torbası aldığını ve bunlarla hem şehrin kıyısını hem de diğer bazı şehirlerin kuyularını zehirlediğini itiraf etmişti. (La Mort Noir Chronic Dela Peste, sf. 218)
Geçmişte mikrop yayma girişimi ile yahudi olmayan aileleri zehirleme olayları kayıtlarla sabit. Bu ilk değil son da olmayacak…
DSÖ (eski) 30 yıl çalışan Peter; “Bugün yaşanan pandemi aslında bir planın parçasıdır. Eğer siz bunu yutarsanız ” Yeni Dünya Düzeni” kurulacak, yönetimler bir şirket gibi yönetilecek sadece bir avuç elit ailenin (Rockefeller, Rothschild, Gates) dediği olacak. (haşa) “
IMF Başkanı Kristalina Georgieva: ” Yüzyılda bir gelen fırsat elimize geçti.” diyerek aslında bize planın devrede olduğunu açıkca beyan ediyor. Diğer bir taraftan Kasım ayının ilk haftası Time Dergisi (siyonizm kontrollü en köklü dergi) ilginç bir kapak resmi hazırladılar. Başlık ise “The Great Reset” (Büyük Sıfırlama[!]) Kapak resminde dünya yeniden düzenleniyor ve son aşamaya gelindi olarak son parçası yerine yerleştiriliyor. Diğer sayfalarını incelediğimizde ilk sayfada Prof. Dr. Klaus Shwab yer alıyor. Büyük Sıfırlama kelimesinin isim babası… Resmin üzerinde ise “Daha iyi bir ekonomi mümkün bunun içinse kapitalizmi yeniden yorumlamamız gerekiyor.” yazıyor. Yani dünyayı sömürmek için yeni bir sistem kurmak istiyorlar. Diğer bir yazıya geçtiğimizde ise bizi “Yıl 2023 Dünya Ekonomisini nasıl düzelttik (It’s 2023. Here’s How We Fixed the Global Economy) yazıyor ve yazıya ait görselde de içerisinde aşıların ve enerji kaynaklarının olduğu daha temiz bir dünyaya işaret var. Bu yazı 2023’te olanlara dair yazılmış bir kurgu yazı. Yani 2023 yılında yaşıyormuş gibi kaleme almış bu yazıyı. Yazının başında 2019’dan itibaren yaşadığımız sıkıntılara değinilmiş sonrasında ise 3 Kasım salı gününe işaret edilerek amerikan seçimlerinin yapıldığını ve seçimi Joe Biden’ın kazandığı söyleniyor. (time dergisinin bu sayısı seçimden önce kaleme alınmış.) Ki gerçekleşti. Amerikanın güçlendiğini ve 11 Şubat 2021 tarihinde Avrupalı liderleri bir araya getirerek toplantı yaptığını ve dünyanın sorunlarını çözmek için (sözde) adımlar attığını söylüyor. Yazının devamında pandeminin 2021 Haziran ayında etkisini kaybettiğini ancak bunlar yaşanırken ekonomik krizler yaşandığını bazı ülkelerde insanların sokağa çıkıp protestolar yaptığını söylüyor. Biraz daha ileri bir tarihe ise tarım alanlarının yok olduğunu ve dünyada bir gıda sıkıntısının ortaya çıktığını söylüyor. Ki Bakara Suresi (‪204-205‬) Allah c.c fesat çıkaranların yönetimi ele aldığında ekini ve nesli yani gıdayı ve gençliği bozacaklarından bahseder. Ve en nihayetinde insanların bunlardan bıktığını 2023 yılına gelindiğinde ortak bir iradeyle bir araya gelip tek merkezden yönetileceğine kararların tek bir merkezden alındığını söylüyor. Diğer sayfalarda ise Lily Cole’nin “Daha iyi bir dünya için bu krizi bir fırsata çevirelim” sözlerine yer verilmiş. Pandemiyle birlikte yepyeni bir düzene geçileceğine atıf yapılmış. Bu düzene geçişin en büyük fırsatı pandemi olarak görülüyor. Neden bir fırsat çünkü dünyada panik hali hakim adeta korku filminden bir sahnenin içinde gibiyiz.
İşte bu korku halinden faydalanmak ve insanları aşıya mecbur etmekte bir diğer amaçları. Peki ama neden?
Yazımızın üst kısımlarında belirtmiştik. Hedefleri tüm insanları yahudilere köle edecek dünya düzeni kurmak ve haklarının gasp edildiğini düşündükleri için nüfusu azaltacak planlar yapmaktalar. Aşı ise içerdiği maddelerden ötürü insan vücudunda ağır tahribatlara yol açmaktadır. Bu sözlerimizi Dr. Aidin Salih’in aşılar konusundaki sözleriyle uzmanından öğrenelim;
“Grip aşıları dahil tüm aşıların, aşılanan kişiyi ömür boyu etkileyecek derin zararları vardır. Yeni üretilen bir aşının yan etkilerine yönelik araştırmalar kısa vadeli sonuçlar verir. Dolayısıyla yan etkilerinin 2-10 yıl sonra ortaya çıkabileceği gözardı edilmektedir. Çocuklarımıza yapılacak bir aşı eğer kısırlığa yol açıyorsa, bu, 15-20 yıl sonra çok acı bir şekilde anlaşılacaktır. AIDS virüsü çocuk felci aşılamasından 10-12 yıl sonra, otizm 2-4 yıl sonra, kas-kemik ve bağ dokusu hastalıkları 4-6 yıl sonra; sinir sistemi hastalıkları 2-10 yıl sonra ve Guillain-Barre sendromu hemen veya birkaç yıl sonra ortaya çıkmıştı. Aşının yan etkileri aşıdan hemen sonra ortaya çıkmayabilir. Aşının sebep olacağı bir hastalık 20-30 ve hatta 50 yıl sonra ortaya çıkabilmektedir.
Her ilacın kutusunda hangi maddeleri içerdiğine dair bir prospektüs bulundurma zorunluluğu vardır. Fakat uygulanan bir aşı partiler halinde gönderilmekte ve tek bir prospektüs taşımaktadır. Dolayısıyla hastanın prospektüsü inceleme imkanı yoktur. Tüm aşılarda etki arttırıcı ve koruyucu olarak kullanılan maddeler bellidir ve hemen hemen aynıdır. Çoğunun özellikleri araştırılmamıştır ve etkileri tam olarak bilinmemektedir. Bu maddelerin deride kabarcıklar, beyin zarı iltihabı, kan yapısında bozulma, sinir iltihabı gibi rahatsızlıklara sebep olduğu tespit edilmiştir.
İmmünolojist Hugh Fudenburg’un ifade ettiğine göre son 10 yılda ard arda 5 grip aşısı olan kişilerin alzheimer olma ihtimalleri 10 kat artıyor. Bunun sebebi ise kullanılan aluminyum ve civadır. (thimerosal)
Formaldehid kanserojen olma özelliğinden dolayı mobilya üretiminde bile yasaklanmıştır.
Thimoresal, çocuklarda konsantrasyon problemi, öğrenme zorluğu, konuşma bozukluğu, havale, epilepsi, hiperaktivite, sürekli ve yüksek sesle ağlama ve daha bilinmeyen bir çok probleme yol açmaktadır.
Alüminyum hidroksit kas ve kemik gelişimi bozuklukları ve felçlere sebep olabilir.
Skualen, Körfez Savaşı sırasında Amerikan askerlerine verilen şarbon ilaçlarında mevcuttu ve ALS gibi immün sistemi tahrip eden çok ağır hastalıklara yol açtığı tespit edilmiştir.
Dr. J. f. Graetz aşının yanetkileri nedeniyle hastalananların hemen hemen hepsinde farklı derecede beyin tahribatı olduğunu tespit etmiştir.
Dr. G. Buckwald’a göre: Herhangi bir aşının (Domuz gribi aşısı da dahil) hastalıklara karşı koruyucu olduğunu ispat eden herhangi bir veri yoktur. Yani hiçbir aşı korumaz. Aksine her aşı bağışıklık sistemine karşı açılan bir savaş, büyük hastalıklara hatta ölüme açılan bir kapıdır.
Öyleyse neden aşılama üzerinde bu kadar ısrar edilmektedir sorusu akla geliyor.
Günümüzde bütün aşıların üretiminde genetik klonlama ve rekombinant DNA teknolojisi kullanılmaktadır. Kullanılacak DNA parçası, maymun ve domuz da dahil olmak üzere herhangi bir organizmadan alınabilir. DNA parçasında genleri manipüle edilir ve bu şekilde rekombine edilmiş DNA parçası aşılarda kullanılır. Aşılardaki Rekombinant DNA insan DNA’sına ’sıçramakta’ ve kalıcı olarak yerleşmekte, özelliklerini değiştirmekte ve bozmaktadır.
Ayrıca aşı üretiminde, tavuk embriyosu, tavşan beyin hücresi, maymun böbrek hücresi, buzağı ve domuz doku hücresi kullanılmakta ve bu dokuların hücre ve proteinleri aşının içeriğinde kalmaktadır. Bu doku kalıntıları çeşitli virüsler ve kanser hücreleri taşıyabilir. Bu şekilde kanser ve benzeri ağır hastalıklar aşılar vasıtasıyla yayılabilir.
Aşı, enjeksiyon, ağız, burun, vajina mukozası veya genetiği degiştirilmiş besinler yolu ile hücre çekirdeğine ulaşmakta, yumurta ve sperm hücreleri dahil hücre genomuna yerleşmektedir. Tavuk, buzağı, tavşan, maymun ve domuz DNA’sı aşı ile kalıcı olarak insan genomuna karışmaktadır. Bu demektir ki insan, tavuklaşacak, sığırlaşacak, tavşanlaşacak, maymunlaşacak veya domuzlaşacak ve gelecek nesilde bu hayvanların fiziksel ve ruhsal özellikleri gibi fenotipik değişiklikler görünür hale gelecektir.
Kur-an’ı Kerim’de Maide Suresi 60. ayette bu durum şu şekilde bildirilmiştir:
De ki: “Allah katında cezası bundan daha kötü olanları size haber vereyim mi? Onlar, Allah’ın lanetlediği ve gazabına uğrattığı, içlerinden maymunlar ve domuzlar çıkardığı kimseler ile şeytanlara tapan kimselerdir. İşte bunların yeri daha kötüdür ve onlar doğru yoldan daha çok sapmışlardır.”
Bu komplo teorisi gibi görünebilirdi. Ancak modern tıpta ve biyoteknolojide “Bugün hastalıkları ve belirtilerini ilaçlarla tedavi etmek yerine hastaların Genetik Yapısının Değiştirilmesi ya da eksik olan genin verilmesi tercih edilir” temel prensibine karşı her teori zayıf kalır. İçeriğinde domuz hücrelerinin bulunması fıkhi olarak aşının durumunu ortaya koymaktadır. Fakat bazı din adamları ‘zaruret’ halini ileri sürerek, henüz ortaya çıkmamış, hatta belki hiçbir zaman da oluşmayacak bir salgını ‘zaruret’ kabul etmektedir. Hatta bu zaruret halini belirlemede Dünya Sağlık Örgütü gibi İslam dışı otoritelerin, İslam kaynaklı olmayan görüşlerini temel almaktadır.
Prof. Dr. A. Rasim Küçükusta aşı hakkında şöyle diyor: “Domuz gribi ağır bir hastalık değildir. Belirtileri diğer grip türlerine göre daha hafiftir. Hastaların ateş düşene kadar evde istirahat etmeleri yeterlidir. Hastalık kendiliğinden geçer”
1976’da Amerika’da kullanılan grip aşısının sonuçları:
Aşıdan ölenlerin sayısı gripten ölenlerin sayısından daha fazlaydı.
500 kişide Guillain-Barre sendromu tesbit edildi.
Guillain-Barre sendromuna yakalanma riski 8 kat arttı.
Grip aşısının Guillain-Barre sendromuna sebep oldugu ispat edildikten 10 gün sonra aşılama durduruldu.
Amerikan hükümeti tazminatlar için milyonlarca dolar ödemek zorunda kaldı.
Aşıların sebep olduğu belirtilen bazı rahatsızlıklar şöyledir:
Çocuk Felci Aşısı: AIDS’e
Tetanos: Beyin iltihabı’na
Hepatit B: Multiple Skleroz’a (MS)
Kızamık: Kalın bağırsak iltihabı, Beyin iltihabı’na
Kabakulak: Şeker hastalığı, Kramplı hastalıklar, Nörölöjik hastalıklar’a
Karma Aşılar: Ani çocuk ölümleri’ne
Grip Aşısı: Guillain-Barre sendrom’una, genetik ve fenotipik değişimlere sebep olmaktadır
Düşünün ve karar verin. Kendinize ve ailenize yaptırılacak her aşı için geniş bilgi toplayın. İçindekileri ve etkilerini öğrenin. Aşı olup olmamak konusunda SADECE SİZ karar verebilirsiniz. Unutmayın; aşıların sonuçları karşısından TEK SORUMLU SİZ OLACAKSINIZ” diyerek bizleri aşı konusunda bir doktor olarak uyarmıştır.
Ki insanı zehirleme konusunda derin tecrübeye sahip Bill Gates, Afrikalılara (sözde) yardım etmek için gönderdiği aşılarla binlerce kadını kısır bırakıp, çocukları felç olmasına sebebiyet veren kişidir. Daha bugün Pfizer CEO’su uyararak; “Aşının bulaşı engellebileceğinden emin değiliz.” diyerek aşının güvenirliliğinin tam olmadığını açıkladı. Diğer taraftan Türkiye olarak Çin’in ürettiği Sinovac isimli şirketin aşısını alacağımızı Sayın Bakan Koca bildirdi. Ve Sinovac isimli şirket Bill Gates ortaklığı olan şirketlerden bir tanesidir. İşin sorgulamamız gereken yeri de ilk virüsün Çin’de başlayıp en kalabalık nüfusa sahip ülke olmasına karşın aşısız atlatan ilk ülke olması. Madem aşısız atlatılabiliyor neden bizlere aşı ürettiler?! İlk başladığında yerlerde yatan insanlara noldu nerdeler bilen var mı!? Diğer bir yandan aşı çalışmalarına servetinin yarısını bağışlayan Bill Gates; “Çocuklarımın aşıya ihtiyacı yoktur.” diyerek asıl emellerini ortaya koymuştur. Bir konuşmasında da “9 milyon çocuğu aşı yaparak kurtaracağız diyor arkasından dünya nüfusunun %10-15 azalacağını söylüyor.
Peki nasıl oluyor bu?
İleri aşamada üzülerek söylüyoruz ki aşı yaptırmayanlar “terörist” ilan edilecek toplumdan dışlanacaktır. Bir yandan da aşılar aslında mikro çip aşamasının başlangıcıdır. Gözle görülmeyecek kadar küçük mikro çiplerle duygu düşüncelerin kontrolü sağlanacak. Herkese bir ID kodu vererek tek merkezden yönetimin ilk adımları Çin’de atılmaya başlandı. 5G teknolojisi ile… Ve üzücü yanı ise biz bu felaketlerle uğraşırken ülkemizde de 30 ilimizde 5G baz istasyonları kuruldu… Bu konu üzerine id2020.org diye site dahi açmışlar. Çevirerek incelemenizi tavsiye ederim. Anlayacağınız o ki bütün dünya uyurken gece gündüz bunlarla uğraşıyor. Milyar dolarlarını bunlara harcıyor. Geçtiğimiz günlerde içerisinde McDonald’s’ın CEO’sunun da bulunduğu 1700 dev şirketin (siyonizm destekli) CEO’ları çeşitli nedenler öne sürerek işlerini bıraktı. Bahsettiğimiz tek merkezden yönetimle dijital köleliğe zemin hazırlanıyor. Yeni Dünya Düzeni hedefleri doğrultusunda sona yaklaşmak üzereler. İnsanlar aylardır bilgisayar, tablet, telefon ile işlerini yürütüyor. Eve hapsedildik. İstedikleri Yeni Dünya Düzenide tam olarak böyledir. Bill Gates yakın gelecekte kaçınılmaz olacak olan “dijital diktatörlük” kurulacak diyen Yahudi Futurist Dr. Harari’ye hayranlık duyduğunu ifade etti.
İşte bütün dünyayı “her yıl 7 trilyon dolar” sömüren bir mekanizmayı işleterek dünya ekonomisi, siyaseti dahil her şeyi kontrol ediyorlar.
Bunlardan da anlıyoruz ki Covid-19 salgını, aşılar, 5G teknolojisiyle dijital kölelik birbiri ardına sıralanan zincirin halkalarıdır. Tek bir amaca doğru ilerlenmektedir. THE GREAT RESET! (Büyük Sıfırlama)
Yazımda bilgileriyle katkısı olan Değerli hocamız Mehmet Ali Önel’e ve İstikamet YouTube kanalına (Time Dergisi içeriği konusunda) teşekkürü bir borç bilirim.
Elanur Öğüt