Alieye Yapılan Büyük Darbe

Şüphesiz dış güçler tarafından en fazla hedef alınan ülke Türkiye. Kimi zaman hedef ekonomi, kimi zaman askeri, kimi zaman ise aile. Peki neden aile hedef alınıyor?

2011 yılında meclisteki tüm partilerin ortak kararı ile yürürlüğe konulan İstanbul Sözleşmesini hepimiz biliyoruz. Kadına karşı şiddet adı altında aile ve kültürümüze yapılan en büyük darbelerden biriydi. Bu sözleşme toplumumuzda büyük yaralar oluşturdu. Kızının özgürlüğünü kısıtladığı için uzaklaştırma alan babalar, eşleri tarafından iftira ile evden uzaklaştıran erkekler gibi bir çok olayla karşılaştık. Kadına karşı şiddeti bitireceği vadedilen İstanbul Sözleşmesi şiddeti önlemedi, sadece Feminizm ve LGBT’nin topluma yayılmasına katkı sağladı. Ayrıca İstanbul Sözleşmesi yürürlükte iken kadına karşı şiddet olayları katlanarak arttı. İstanbul Sözleşmesi ile birlikte gelen Kadının Beyanı Esastır maddesi ile birçok aile babası suçlu sayıldı.

Kadına karşı şiddet adı altında insanlar sosyal medyada çok büyük bir propagandaya maruz bırakıldı. Bu gördüğünüz instagram paylaşımı bunlardan sadece bir tanesi.

İstanbul sözleşmesi ile amaç kadını aileden koparıp, özgür bir birey haline getirmekti. Erkek ve baba kavramına karşı insanlar kışkırtıldı. Kadem gibi feminist örgütler ile kadınların özgür bir birey olduğu, aileye ihtiyacı olmadığı zihinlere işlendi. Evet, kadına karşı şiddet önlenmesi elzem bir olay, ancak bu şiddet üzerinden bazı art niyetli kesimlerin fırsat kollaması tamamen aileyi yıkma projesinin bir parçasıdır. Siz hiç ağır işlerde çalıştırılan bir insanın iş kazası nedeniyle ölmesinin gündem olduğunu gördünüz mü? Ve yahut teröre karşı mücadelede şehit olan bir asker için aynı duyarlılıkla hareket edildiğini gördünüz mü? Demek ki olayın arkasında şiddetten daha öte bir durum var.

Peki aileye yapılan tek darbe bu mu?

Tabiiki hayır. Sosyal medyada birçok gönderinin aile kavramına saldırdığının farkında mıyız?

İşte size birkaç örnek:

Sosyal medyadaki birçok gönderide gençlerimizin bilinçaltına ailenin baskıcı bir kurum olduğu işleniyor. Gençler ve çocuklar farkında olmadan aileye karşı kışkırtılıyor. Aile uzaklaşılması gereken bir kurum olarak lanse ediliyor. Daha kötüsü, beyinlere hayatınızın en büyük sorunlarından birisi aile ile yaşamak olduğu işleniyor.

Yukarıdaki gönderilerde Gelecek Kaygısı, Sınav Stresi, Sorumluluklar hemen hemen her insan tarafından bir yük olarak algılanmaktadır. Bunların içinde Aile Baskısı’nın olduğunu gören bir çocuk “demek ki aile de hayatımı yaşamam önündeki bir engel” olarak düşünmektedir. Yani 3 doğru içindeki bir yanlış kişinin bilinç altına doğru olarak kaydediliyor.

Diyeceğim o ki çocuklarımıza sosyal medyayı kontrol altında kullandırmalıyız. Yanlış düşünceler çocuklarımızın bilinç altına çok kolay bir şekilde işlenebiliyor.

Aile toplumun kilit taşıdır, eğer bir toplumu yıkmak isterseniz aileyi parçalamak yeterli olacaktır.