Üç Din Bir Elçi

Yazıma geçmeden önce gündem hakkında kısa bir açıklama yapalım.

Son zamanlardaki İsrail’in Kudüs’te yaptığı katliamlar nedeni ile Müslüman Türk milleti haklı olarak hükümetten kınamak yerine somut adımlar atmasını istedi. Ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan İsrail aleyhine bir adım beklenirken, Müslümanlar aleyhinde bir adım geldi. Erdoğan “Kudüs’ün üç dinin temsilcilerinden oluşan bir komisyon tarafından yönetilmesi günümüz şartlarında en doğru ve tutarlı yol olacaktır” dedi. Ayrıca bu konu hakkında Papa ile görüştüğünü söyledi.

Hal böyle olunca Fatih Erbakan sosyal medya üzerinden tepkisini en sert şekilde gösterdi. Fatih Erbakan, daha önce kendisinin BOP Eş Başkanı olduğunu belirten Erdoğan’a, Twitter üzerinden Kudüsİslamındır etiketi ile birkaç tweetin ardından şu tweeti paylaştı;

Böylesi bir yaklaşım talihsiz olduğu kadar BOP Eş Başkanlığı doğrultusunda görevi çoktan verilmiş bir misyonun devamı olarak da algılanmaktadır.

(Dr. Fatih Erbakan)

Şimdi gelelim konumuza, nedir bu 3 din meselesi.

Şüphesiz Ayasofya, Yeniden Refah Partisi teşkilatları ve gönüllülerinin baskısıyla cami statüsüne dönüştürüldü. Ancak hala özgür değil. AK Parti millet vekili Özlem Zengin’in, “Ayasofya tüm dinlerin ibadetgahıdır” demesinden aslında Ayasofya’nın yalnızca statüsü değiştirildiğini, yani yalnızca Diyanet İşlerine bağlandığını ve Hristiyanların tapınağı olmaya devam edeceğini anlıyoruz. Aynı şekilde Mescid-i Aksa’nın da aynı oyuna kurban verilmek istendiği aşikar. Korkulan odur ki, Ayasofya’yı cami statüsüne çevrilmesine izin verenler, bunu Mescid-i Aksa’nın diyalogculara teslim edilmesi şartıyla yapmış olması olasılığıdır.

Mescid-i Aksa’ya neden 3 dinli bir yönetim isteniyor?

Şimdiye kadar Müslümanların yönetiminde olan Kudüs, bilindi üzere uzun zamandır İsrail işgali altındadır. Bu işgale karşılık Filistinli Müslümanlar hiçbir taviz vermeden direnişe devam etmektedir. Ancak son zamanlarda artan İsrail Terörü bu direnişi zorlaştırmaktadır. Hal böyle olunca gözler Türkiye’ye ve diğer Müslüman ülkelere çevrilmiştir. Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan ise bu terör karşısında direnişe destek olmak yerine Papa ile görüşüp Kudüs’ün 3 din lideri tarafından atanan bir komisyonla yönetilmesini önermiştir. Böylece Yahudi işgali altındaki Kudüs’ün bağımsızlığını görmezden gelerek Hristiyanlar için de pastada bir pay ayırmıştır. Yıllardır Müslüman coğrafyada soykırım yapan Hristiyan ve Yahudiler şüphesiz Kudüs’te Müslüman nüfusunu yok etme çabası içine girecektir. Karar merci Müslüman ülke liderleri yerine Papa olması aslında daha büyük bir gücün yönetimi elinde tuttuğunun bir kanıtıdır. Bunu dillendiren kişinin ise Cumhurbaşkanı Erdoğan olması, BOP Eş Başkanının aynı zamanda bu diyaloğun elçisi olduğunun kanıtıdır.

Yapılmak istenen şey ise, Yahudi ve Hristiyanların Kudüs üzerinde söz sahibi olmasını ve Kudüs’ün bölünmesinin kolaylaştırılmasını sağlamaktır. Böylece Yahudiler sözde Büyük İsrail hedefine daha emin adımlarla ilerleyecektir. Ayrıca yönetimde söz sahibi olacak olan İsrail, Kudüs’te artık işgalci olarak değil, yönetimin bir parçası yani “Güvenlik Güçleri” olarak anılacaktır. Filistin halkı ise isyancı ya da terörist olarak gösterilecektir. Bu ise İsrail’i Birleşmiş Milletler gözünde terör devleti olmaktan aklayacaktır. Ayrıca atanacak olan 3 dinin temsilcilerinin, İsrail’in belirleyeceği kişiler olması da kaçınılmazdır.

Yazımın sonuna Maide suresi 51. Ayet’in mealini bırakarak sonlandırıyorum;

Ey iman edenler! Yahudileri ve hıristiyanları veli edinmeyin. Onlar birbirlerinin velileridir. Sizden kim onları dost edinirse şüphesiz o da onlardandır. Allah zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.