Azad Müdebber Kılma; Mukatebe ve Köle İle Musahabe
Konu: Azad Etme
Nakleden: İbnu Ömer (ra)
Resulullah (sav) buyurdular ki: "Kim, kendisi ile bir başkası arasında (ortak) olan bir köle(deki kendine mahsus hisse)yi azad ederse, köleye onun malından adilane bir kıymet biçilir, ne eksik nede fazla. Sonra, eğer zenginse, onun malından [ortaklara hisseleri verilerek] köle azad edilir. Değilse köleden azad ettiği kısım azad olmuştur."
Resulullah (sav) buyurdular ki: "Köleyi ölme anında azad edenin misali, doyduğu zaman hediyede bulunan adam gibidir."
Ebu Davud, Itk 16, (3968); Tirmizi, Vesaya 7, (2124)
Nakleden: İmran İbnu Husayn (ra)
Bir adam, öleceği sıra, kendine ait altı köleyi azad etti. Onlardan başka malı da yoklu. Resulullah (sav) onları çağırdı. Onları üç gruba ayırdı, sonra aralarında kur'a çekti, ikisini azad etti, dördünü köle olarak bıraktı. Adamı da şiddetle azarladı.
Hangi cariye, efendisinden bir çocuk dünyaya getirirse, artık efendi bu cariyeyi satamaz, hibe edemez, miras da kılamaz. Hayatta oldukça ondan istifade eder, öldü mü artık cariye hür olur.
Muvatta, Itk 6, (2, 776)
Nakleden: Semüre İbnu Cündeb (ra)
Resulullah (sav) buyurdular ki: "Kim zü-rahm mahrem birisin malik olursa, o hürdür."
Nakleden: Amr İbnu Şu'ayb (an ebihi an ceddihi) (ra)
Resulullah (sav)'a yardım taleb etmek üzere bir adam gelip: "Ey Allahın Resulü! (Efendim) falana ait şu cariye var ya (onun yüzünden efendim bana sıkıntı veriyor)" dedi. Aleyhissalatu vesselam "Vah! Neyin var?" deyince adam: "Bela hasıl oldu. Köle (ben demek istiyor) efendinin cariyesine bakmıştı, efendi kıskançlıkla erkeklik uzvunu burdu (hadım etti)" dedi. Aleyhissalatu vesselam: "Adamı bana getir!" emretti. Efendi çağırıldı ama getirilemedi. Bunun üzerine Aleyhissalatu vesselam: "Öyleyse git, sen hürsün!" ferman buyurdu. Adam: "Ey Allah'ın Resulü! (Efendimin kölesi olmamda direnmesi halinde) kim bana yardımcı olacak?" dedi. Aleyhissalatu vesselam: "Sana yardımcı olmak bütün müslümanlara terettüp eder" cevabını verdi.
Ebu Davud, Diyat 7, (4519); İbnu Mace, Diyat 29, (2680)
Nakleden: Sefine (ra)
Ben Ümmü Seleme (ra)'nin kölesi idim. Bir gün bana: "Seni azad ediyorum, ancak yaşadığın müddetçe Resulullah (sav)'a hizmet etmeni şart koşuyorum dedi. "Sen bu şartı koşmasan da başka bir şey yapacak değilim!" dedim. Beni azad etti ve bana bu şartı koştu.
Ebu Davud, Itk 3, (3932); İbnu Mace, Itk 6, (2626)
İmam Malik'e ulaştığına göre, İbnu Ömer (ra)'e azad etme şartıyla satın alınan rakabe-i vacibe'den sorulmuştu. "Hayır, olmaz" cevabını verdi.
Muvatta, Itk 12, (2,778)
Nakleden: Fudale İbnu Ubeyd el-Ensari (ra)
Anlatıldığına göre Fudale'ye, "üzerinde bir köle azad etme borcu bulunan kimsenin veled-i zina'yı azad etmesi caiz olur mu?" diye sorulmuş, o da "Evet" demiştir.
Anlattığına göre, annesi, bir köle azad etmek istemiş ve bunu sabaha tehir etmiş, köle de bu sırada ölmüştür. Abdurrahman Kasım İbnu Muhammed'e: "Ben anneme bedel bir köle azad etsem, anneme faydası olur mu (sevabı ulaşır mı)?" diye sorar. Kasım: "Sa'd İbnu Ubade (ra) Resulullah (sav)'a gelip: "Annem vefat etti, ben onun adına bir köle azad etsem ona faydası olur mu?" diye sormuştu. "Evet" cevabını aldı" dedi.
Muvatta, Itk 13, (2,779)
Nakleden: Yahya İbnu Said (ra)
Abdurrahman İbnu Ebi Bekr (ra), uyuduğu bir uykuda vefat etti. Kız kardeşi Hz. Aişe (ra) onun adına birçok köle azad etti.
Muvatta, Itk 14, (2, 779)
Nakleden: İbnu Ömer (ra)
Resulullah (sav) buyurdular ki: "Kim malı olan bir köle azad ederse, kölenin malı kendisinin olur, yeter ki efendisi bu hususta bir şart koşmamış olsun."
Ebu Davud, Itk 11, (3962); İbnu Mace, Itk 8, (2629)
Nakleden: Rebia İbnu Ebi Abdirrahman (ra)
Zübeyr İbnul Avvam (ra) bir köle satın aldı ve onu azad etti. Bu kölenin, hür bir kadından oğulları vardı. Hz. Zübeyr: "Oğulları benim mevalimdir" dedi. Annesinin efendileri: "Hayır, onlar bizim mevalimizdir" dediler. Bunun üzerine davaları Hz. Osman (ra)'a intikal etti. O, vela'nın Hz. Zübeyr'e ait olduğuna hükmetti.
Muvatta, Itk 21, (2, 782)
Nakleden: Aişe (ra)
Resulullah (sav)'a "Hangi köleyi azad etmek efdaldir?" diye sorulmuştu. "Fiyatça yüksek olanı ve efendisinin nazarında en nefis olanıdır!" cevabını verdi.
Müslüman neden zulme karşı savaşmalı:
وَمَا لَكُمْ لَا تُقَاتِلُونَ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ وَالْمُسْتَضْعَف۪ينَ مِنَ الرِّجَالِ وَالنِّسَٓاءِ وَالْوِلْدَانِ الَّذ۪ينَ يَقُولُونَ رَبَّنَٓا اَخْرِجْنَا مِنْ هٰذِهِ الْقَرْيَةِ الظَّالِمِ اَهْلُهَاۚ وَاجْعَلْ لَنَا مِنْ لَدُنْكَ وَلِياًّۚ وَاجْعَلْ لَنَا مِنْ لَدُنْكَ نَص۪يراًۜ
Size ne oluyor da: "Rabbimiz! Bizi halkı zalim olan bu şehirden çıkar, katından bize bir sahip çıkan gönder, katından bize bir yardımcı gönder" diyen zavallı çocuklar, erkekler ve kadınlar uğrunda ve Allah yolunda savaşmıyorsunuz?
(Nisa - 75)
Kur'an-ı Kerim basit bir kitap değildir. Bir ayetten 3 kişi 3 ayrı mana çıkarır;
Avam : Okuduğu gibi anlar (meal).
Alim: Okuduğunu hadis ve sünnetle birleştirip tefsir eder (yorumlar).
Arif: Ayetin Allah katındaki gerçek manasını anlar.
Arapça okunan Ku'ran-ı Kerim gerçek manaya isabet eder!