Hz. Ömer (ra) buyurdu ki: "Efendisinden çocuk doğuran cariyeyi efendisi artık satamaz, hibe edemez, miras olarak da bırakamaz. Hayatta kaldığı müddetçe ondan istifade eder. Ölecek olursa cariye hür olur."
Muvatta, Itk 6, (2, 776)
Nakleden: Cabir (ra)
Biz Hz. Peygamber (sav) ve Hz. Ebu Bekir (sav) zamanında ümmü veled'i satardık. Hz. Ömer bu alış-verişten bizi yasaklayınca terk ettik." İbnu'l-Esir: "Bu rivayeti ana kaynaklarda (Usul) göremedim" der.
Ebu Davud, Itk 8, (3953); İbnu Mace, Itk 2, (2517)
Nakleden: İbnu Ömer (ra)
Resulullah (sav) vela'nın alım-satımını ve hibe edilmesini yasakladı." (Bazı alimler, hadisteki "... hibe edilmesini..." kısmının, Hz. Peygamber (sav)'ın sözü olamayacağnı iddia etmişlerdir.)
Muhacirlerden bir kişi şunu anlatmıştır: Hz. Peygamber (sav)'le birlikte üç defa gazveye katıldım. Onun şöyle söylediğini işittim: "Müslümanlar üç şeyde ortaktırlar: Suda, otda ve ateşte."
Ebu Davud, Büyu 62, (3477); İbnu Mace, Ruhun 16, (2473)
Nakleden: Büheysetu'l-Fezariyye (ra)
Babam, Resulullah (sav)'dan izin isteyerek kendisi ile kamisi arasına girdi. Resulullah (sav)'ı öpüyor ve kucaklıyordu. Sonra: "Ey Allah'ın Rasülü yasaklanması yasak olan şey nedir? bana söyle" dedi. Resulullah (sav): "Tuz!" dedi. Babam tekrar sordu: "Başka ne var?" Resulullah (sav): "Ateş!" dedi. Sonra tekrar sordu: "Ey Allah'ın Resulü yasaklanması, helal olmayan şey nedir?" Resulullah (sav): "Hayır yapman kendine hayırdır" cevabını verdi.
Ebu Davud, Büyu 62, (3476)
Nakleden: Ebu Ümame (ra)
Resulullah (sav) buyurdular ki: "Şarkıcı cariyeleri satmayın, satın da almayın. Onlara (musiki) de ögretmeyin. Onları alıp satmak şartıyla yaptığınız ticarette hayır yoktur, onlar için ödenen para haramdır" Resulullah (sav) ilave etti: "Şu ayet bu gibiler hakkında nazil olmuştur: "İnsanlardan bazıları, bir bilgisi olmadığı halde, Allah yolundan saptırmak için boş sözlere müşteri çıkarlar. Allah yolunu alaya alırlar, işte bunlara alçaltıcı bir azab vardır." (Lokman 6)
Hassan (ra), Ebu Talha (ra)'nın tasadduk ettiği Beyruha adlı bahçeden hissesine düşen kısmı (Hz. Muaviye'ye yüzbin dirheme) satmıştı. Kendisine: "Ebu Talha'nın sadakasını satıyor musun?" dediler. Şu cevabı verdi: "Yani bir sa' hurmayı, bir sa' para mukabilinde satmayayım mı?"
Müslüman neden zulme karşı savaşmalı:
وَمَا لَكُمْ لَا تُقَاتِلُونَ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ وَالْمُسْتَضْعَف۪ينَ مِنَ الرِّجَالِ وَالنِّسَٓاءِ وَالْوِلْدَانِ الَّذ۪ينَ يَقُولُونَ رَبَّنَٓا اَخْرِجْنَا مِنْ هٰذِهِ الْقَرْيَةِ الظَّالِمِ اَهْلُهَاۚ وَاجْعَلْ لَنَا مِنْ لَدُنْكَ وَلِياًّۚ وَاجْعَلْ لَنَا مِنْ لَدُنْكَ نَص۪يراًۜ
Size ne oluyor da: "Rabbimiz! Bizi halkı zalim olan bu şehirden çıkar, katından bize bir sahip çıkan gönder, katından bize bir yardımcı gönder" diyen zavallı çocuklar, erkekler ve kadınlar uğrunda ve Allah yolunda savaşmıyorsunuz?
(Nisa - 75)
Kur'an-ı Kerim basit bir kitap değildir. Bir ayetten 3 kişi 3 ayrı mana çıkarır;
Avam : Okuduğu gibi anlar (meal).
Alim: Okuduğunu hadis ve sünnetle birleştirip tefsir eder (yorumlar).
Arif: Ayetin Allah katındaki gerçek manasını anlar.
Arapça okunan Ku'ran-ı Kerim gerçek manaya isabet eder!