Resulullah (sav) buyurdular ki: "Bu din Hicaz'a çekilecek. Tıpkı yılanın deliğine çekildiği gibi. (Allah'a kasem olsun!) Yaban keçisinin dağın tepesine sığınması gibi, din de Hicaz'a sığınacaktır. Bu din garip olarak başladı, tekrar garipliğe dönecektir. Gariplere ne mutlu. O garipler ki, benden sonra insanların sünnetimden bozdukları şeyi ıslah edecekler."
Tirmizi, İman 13, (2632)
Nakleden: Cabir (ra)
Resulullah (sav) buyurdular ki: "Kabalık ve kalp katılığı şarktadır, iman ise Hicaz ahalisi içerisindedir."
Müslim, İman 92, (53)
Nakleden: Cabir (ra)
Resulullah (sav)'ı işittim, şöyle diyordu: "Şeytan artık Arap yarımadasında namaz kılanların kendisine ibadet etmelerinden ümidi kesti. Ancak onları aldatacaktır."
Müslim, Münafıkun 65, (2812)
Nakleden: İbnu Şihab (ra)
Resulullah (sav) buyurdular ki: "Ceziretü'l-Arap'ta iki din içtima edemez." İbnu Şihab devamla der ki: "Hz. Ömer bu meseleyi, kesin bir kanaat ve yakin elde edinceye kadar araştırdı. Gördü ki, Resulullah gerçekten bunu söylemiş. Bunun üzerine Hayber Yahudilerini sürgün etti."
Muvatta, Cami' 18, (2, 892, 893)
Nakleden: Ömer (ra)
Resulullah (sav)'ın şöyle söylediğini işittim: "Arap yarımadasından Hıristiyan ve Yahudileri mutlaka çıkaracağım, orada Müslüman olmayanı bırakmayacağım." Said İbnu Abdilaziz der ki: "Arap yarımadası, el-Vadi'(l-Kura)dan Yemen'in uzak kısmına, Irak sınırına, denize kadar olan kısımdır."
Resulullah (sav) buyurdular ki: "Size Yemenliler geldi. Onlar, ince ruhlu ve yufka yürekli insanlardır. İman Yemenlidir, hikmet de Yemenlidir. Küfrün başı şark cihetindedir. Böbürlenme ve kibirlenme deve besleyenlerdedir. Sükunet ve vakar koyun (besleyenler)dedir."
Resulullah (sav) buyurdular ki: "Bir hicretten sonra bir hicret daha olacak. Arz ehlinin hayırlılarına Hz. İbrahim'in hicret ettiği yer (Şam) gereklidir. Arzda, ahalisinin şerirleri kalır. Arzları, onları (öbür dünyaya) atar. Allah Teala da onlardan hoşlanmaz. Onları ateş, maymunlar ve hınzırlarla birlikte haşreder."
Ebu Davud, Cihad 3, (2482)
Nakleden: Zeyd İbnu Sabit (ra)
Biz bir gün Resulullah (sav)'ın yanında idik. Parçalar üzerinde Kur'an (ayetlerini) tanzim ediyorduk. Aleyhissalatu vesselam: "Şam'a ne mutlu!" buyurdular. Ben: "Bu mutluluk nereden geliyor ey Allah'ın Resulü?" diye sordum. "Çünkü," buyurdular. "[Rahman'ın] melekleri onun üzerine kanatlarını geriyorlar!"
Tirmizi, Menakıb, (3949)
Nakleden: İbnu Havale (ra)
Resulullah (sav) buyurdular ki: "Bu iş, sizin bir kısım toplu gruplara ayrılmanıza müncer olacak: Şam'da bir grup, Yemen'de bir grup, Irak'da bir grup!" "Öyleyse" dedi, "sana Şam'ı tavsiye ederim! Çünkü orası, Allah'ın, arzında mümtaz kıldığı yerdir. Allah kulları arasında seçkin olanları oraya tahsis eder. Ancak (oraya gitmekten) imtina ederseniz, size Yemen'inizi tavsiye eder, (oradaki) havuzlarınızdan için derim. Zira Allah, Şam ve ahalisini (fitnelerden koruma hususunda) bana garanti verdi."
Ebu Davud, Cihad 3, (2483)
Nakleden: Ebu'd-Derda (ra)
Resulullah (sav) buyurdular ki: "Guta'daki savaş sırasında Müslümanların sığınağı, Şam şehirlerinin en hayırlısı olan Dımeşk denen şehrin yakınındadır."
Ebu Davud, Melahim 6, (4298), Sünnet 9, (4639)
Nakleden: Abdurrahman İbnu Süleyman (ra)
Resulullah (sav) buyurdular ki: "Acem krallarından bir kral gelecek, Dımeşk hariç bütün şehirler üzerinde hakimiyet kuracak."
Ebu Davud, Sünnet 9, (4639)
Nakleden: Meymune (ra)
"Ey Allah'ın Resulü!" dedim, "bize Beytul-Makdis hakkında fetva verin!" "Ona gidin, içinde namaz kılın!" buyurdular. -O zaman her tarafta savaş vardı. [Resulullah (sav) bu durumu nazar-ı itibara alarak sözlerini şöyle tamamladılar]: -"Gidip, içinde namaz kılamıyorsanız, hiç olmassa kandillerinde yanacak zeytinyağı gönderin!"
Ebu Davud, Salat 14
Nakleden: Zübeyr (ra)
Resulullah (sav) buyurdular ki: "Veca (vadisin)in avı ve ağaçları haramdır. Allah için haram kılınmıştır."
Ebu Davud, Menasik 97, (2032)
Nakleden: Ebu Hüreyre (ra)
Resulullah (sav)'ı işittim. Buyurmuştu ki: "Allah Teala Hazretleri, Mescidu'l-Aşşar'dan, kıyamet günü bir kısım şehidleri ba's eder (yeniden diriltir) ki, Bedir şehidleriyle sadece onlar kalkar." [Ebu Davud der ki; "Mescidu'l-Aşşar, Übülle'de (Fırat) nehrinin hemen yanındaki mesciddir."]
Müslüman neden zulme karşı savaşmalı:
وَمَا لَكُمْ لَا تُقَاتِلُونَ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ وَالْمُسْتَضْعَف۪ينَ مِنَ الرِّجَالِ وَالنِّسَٓاءِ وَالْوِلْدَانِ الَّذ۪ينَ يَقُولُونَ رَبَّنَٓا اَخْرِجْنَا مِنْ هٰذِهِ الْقَرْيَةِ الظَّالِمِ اَهْلُهَاۚ وَاجْعَلْ لَنَا مِنْ لَدُنْكَ وَلِياًّۚ وَاجْعَلْ لَنَا مِنْ لَدُنْكَ نَص۪يراًۜ
Size ne oluyor da: "Rabbimiz! Bizi halkı zalim olan bu şehirden çıkar, katından bize bir sahip çıkan gönder, katından bize bir yardımcı gönder" diyen zavallı çocuklar, erkekler ve kadınlar uğrunda ve Allah yolunda savaşmıyorsunuz?
(Nisa - 75)
Kur'an-ı Kerim basit bir kitap değildir. Bir ayetten 3 kişi 3 ayrı mana çıkarır;
Avam : Okuduğu gibi anlar (meal).
Alim: Okuduğunu hadis ve sünnetle birleştirip tefsir eder (yorumlar).
Arif: Ayetin Allah katındaki gerçek manasını anlar.
Arapça okunan Ku'ran-ı Kerim gerçek manaya isabet eder!