"Ey Allah'ın Resulü, Mina'da, seni güneşe karşı gölgeleyecek bir bina yapmayalım mı?" demiştim, bana: "Hayır!" dedi. "Orası oraya gelenlere develerini ıhdırma yeridir!"
Resulullah (sav)'ı dinledim. Veda haccında zevcelerine şöyle demiştir: "Size bu (farzınız!) bundan sonra hasırların arkaları!"
Ebu Davud, Menasik 1, (1722)
Nakleden: İbrahim (ra)
Babası tarikiyle dedesinden rivayet ediyor: "Hz. Ömer (ra), yaptığı en son haccında Resulullah (sav)'ın zevcelerine izin verdi. Onlarla birlikte Abdurrahman İbnu Avf ve Osman İbnu Affan (ra)'ı gönderdi." (Berkani der ki: "(Hadisi rivayet eden) İbrahim'den maksad: İbrahim İbnu Abdirrahman İbni Avf'tır." Humeydi ise: "Bu açıklama isabetli gözükmüyor. Derim ki: O, İbrahim İbnu Abdirrahman İbni Abdillah İbni Ebi Rebia el-Mahzumi'dir. Doğruyu Allah bilir)
Buhari, Cezau's-Sayd 26
Nakleden: İbnu Ömer (ra)
Resulullah (sav)'a: "Gerçek hacı kimdir?" diye soruldu da şu cevabı verdi: "Saçını düzenleyip yıkamayı ve koku sürünmeyi çoktan terketmiş kimsedir." Kendisine tekrar: "Hangi hacc efdaldir?" diye sorulunca: "Yüksek sesle telbiye getirilen ve kurban kesilen" dedi, "(Hacda ilgili ayette geçen) sebil nedir?" diye soruldu. "Zad (nafaka) ve rahile (binek) dir." cevabını verdi.
Bir adam: "Ey Allah'ın Resulü! Bana hacc farz oldu. Borcum da var (önce hangisini ödeyeyim?" diye sordu. Resulullah (sav): "Önce borcunu öde" dedi. (Rezin'in ilavesidir)
Rezin
Nakleden: Sümame (ra)
Hz.Enes (ra), cimri olmadığı halde havıdlı bir devenin üzerinde haccını yaptı." [Hz. Enes (ra): "Resulullah (sav) da yol eşyasını yüklediği havıdlı bir deve üzerinde hacc yaptı" demiştir.]
Buhari, Hacc 3 (Muallak senetsiz olarak kaydetmiş)
Nakleden: Ubeyd İbnu Cüreyc (ra)
İbnu Ömer (ra)'e "Seni dört şey yaparken görüyorum. Bunları arkadaşlarından bir başkasının yaptığını görmedim" dedim. Bana: "Ey İbnu Cüreyc, onlar nedir?" diye sordu. Ben de saydım: "Sen Kabe'nin rükünlerinden sadece iki Yemani rükne (rükn-i Yemani ve rükn-i Hacer) temasta bulunuyor, diğerlerine temas etmiyorsun. Keza senin tüysüz deriden ma'mul nalın giydiğini görüyorum. Keza senin (saç ve sakalını) sarıya boyadığını görüyorum. Keza seni Mekke'de gördüm, herkes (Zilhicce) hilalini görünce ihrama girdikleri halde sen terviye günü (8 Zilhicce) ihrama girdin!" Bana şu açıklamayı yaptı: "Rükünlere temasa gelince; ben Resulullah (sav)'ın, sadece iki rükne temas ettiğini gördüm. Tüyü yolunmuş nalına gelince; ben Resulullah (sav)'ın nalınlarında hiç tüy görmedim. Ayakları onların içinde iken abdest alırdı. Ben onu giymeyi seviyorum. Sarıya gelince; ben Resulullah (sav)'ın onunla boyandığını gördüm. Ben onunla boyanmayı seviyorum, ihrama girmeye gelince, ben Resulullah (sav)'ın devesi, onu yola koyuncaya kadar telbiye çektiğini görmedim."
Müslüman neden zulme karşı savaşmalı:
وَمَا لَكُمْ لَا تُقَاتِلُونَ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ وَالْمُسْتَضْعَف۪ينَ مِنَ الرِّجَالِ وَالنِّسَٓاءِ وَالْوِلْدَانِ الَّذ۪ينَ يَقُولُونَ رَبَّنَٓا اَخْرِجْنَا مِنْ هٰذِهِ الْقَرْيَةِ الظَّالِمِ اَهْلُهَاۚ وَاجْعَلْ لَنَا مِنْ لَدُنْكَ وَلِياًّۚ وَاجْعَلْ لَنَا مِنْ لَدُنْكَ نَص۪يراًۜ
Size ne oluyor da: "Rabbimiz! Bizi halkı zalim olan bu şehirden çıkar, katından bize bir sahip çıkan gönder, katından bize bir yardımcı gönder" diyen zavallı çocuklar, erkekler ve kadınlar uğrunda ve Allah yolunda savaşmıyorsunuz?
(Nisa - 75)
Kur'an-ı Kerim basit bir kitap değildir. Bir ayetten 3 kişi 3 ayrı mana çıkarır;
Avam : Okuduğu gibi anlar (meal).
Alim: Okuduğunu hadis ve sünnetle birleştirip tefsir eder (yorumlar).
Arif: Ayetin Allah katındaki gerçek manasını anlar.
Arapça okunan Ku'ran-ı Kerim gerçek manaya isabet eder!