Ben Resulullah (sa)'ın terkisinde idim. Bana şu nasihatta bulundu: "Yavrum! Allah'a karşı (emir ve yasaklarına uyarak edebini) koru, Allah da seni (dünya ve ahirette) korusun! Allah'ı(n üzerindeki hukukunu) koru ki O'nu karşında (dünya ve ahiretin fenalıklarına karşı hami) bulasın -veya önünde demişti-. Bollukta Allah'ı tanı ki, darlıkta da O, seni tanısın. (Dünya ve ahiretle ilgili) bir şey isteyince Allah'tan iste. Yardım talep edeceksen Allah'tan yardım dile. Zira kullar, Allah'ın yazmadığı bir hususta sana faydalı olmak için biraraya gelseler, bu faydayı yapmaya muktedir olamazlar. Allah'ın yazmadığı bir zararı sana vermek için biraraya gelseler, buna da muktedir olamazlar. Kalemlerin mürekkebi kurudu ve sayfalar dürüldü. Sen, yakini bir imanla, tam bir rıza ile Allah için çalışmaya muktedir olabilirsen çalış; şayet buna muktedir olamazsan, hoşuna gitmeyen şeyde sabırda çok hayır var. Şunu da bil ki Nusret(i İlahi) sabırla birlikte gelir, kurtuluş da sıkıntıyla gelir, zorlukta da kolaylık vardır, bir zorluk iki kolaylığa asla galebe çalamayacaktır." [Rezin bu eifazla tahric etmiştir. Tirmizi'de muhtasar olarak kaydedilmiştir. Sıfatu'l-Kıyamet 60, (3518)]
Rezin
Nakleden: Ebu Hüreyre (ra)
Bir gün, Resulullah (sa) ashabına: "Şu kelimeleri kim [benden] alıp onlarla amel edecek ve onlarla amel edecek olana öğretecek?" buyurdular. Ben hemen atılıp: "Ben! Ey Allah'ın Resulü!" dedim. Aleyhissalatu vesselam elimden tuttu ve beş şey saydı: Haramlardan sakın, Allah'ın en abid kulu ol! Allah'ın sana ayırdığına razı ol, insanların en zengini ol! Komşuna ihsanda bulun, mü'min ol. Kendin için istediğini başkaları için de iste, Müslüman ol! Fazla gülme. Çünkü fazla gülmek kalbi öldürür."
Resulullah (sa) buyurdular ki: "Rabbim bana dokuz şey emretti: Gizli halde de aleni halde de Allah'tan korkma(mı), Öfke ve rıza halinde de adaletli söz (söylememi), Fakirlikte de zenginlikte de iktisad (yapmamı), Benden kopana da sıla-ı rahm yapmamı, Beni mahrum edene de vermemi, Bana zulmedeni affetmemi, Susma halimin tefekkür olmasını, Konuşma halimin zikir olmasını, Bakışımın da ibret olmasını, Ma'rufu (doğru ve güzel olanı) emretmemi." [Rezin tahriç etmiştir.]
Rezin
Nakleden: Ali (ra)
Resulullah (sa)'ın kılıncının kabzasında şu ibareyi bulduk: "Sana zulmedeni affet. Sana küsene git, sana kötülük yapana iyilik yap! Aleyhine de olsa hakkı söyle!" [Rezin tahriç etmiştir.]
Rezin
Nakleden: Zeydu'l-Hayr (ra)
Ey Allah'ın Resulü dedim, Allah'ın rızasını arzu eden kimselere ve Allah'ın rızasını arzu etmeyen kimselere Allah'ın koyduğu alamet nedir, bana haber verin!" Cevaben: "Ey Zeyd, sen nasıl sabahladın?" diye sordu. "Hayrı ve hayır ehlini seviyorum: Eğer hayır yapmaya muktedirsem yapmaya koşuyorum. Eğer yapamaz, kaçırırsam bu sebeple üzülüyorum ve onu yapmaya şevkim daha da artıyor! " dedim. Bunun üzerine Aleyhissalatu vesselam: "İşte bu söylediklerin Allah'ın rızasını arayanlara Allah'ın koyduğu alamettir. Eğer Allah senin başka bir şey olmanı isteseydi, seni ona hazırlardı" buyurdular." [Hadisi Rezin tahriç etmiştir.]
Rezin
Nakleden: İbnu Abbas (ra)
Resulullah (sa) buyurdular ki: "İtidal (orta yol üzere olmak), teenni(li davranmak), hal ve gidişi iyi olmak peygamberliğin yirmi dört cüzünden bir cüzdür."
Resulullah (sa) buyurdular ki: "Dört şey vardır, bunlar geçmiş peygamberlerin sünnetlerindendir: Haya, koku sürünme, evlenme, misvak kullanma."
Tirmizi, Nikah 1, (1080)
Nakleden: Abdulmüheymin İbnu Abbas (ra)
Abdulmüheymin İbnu Abbas İbni Sehl İbni Sa'd es-Saidi, babası tarikiyle dedesinden naklediyor: "Resulullah (sa) buyurdular ki: "Teenni, Allah Teala'dandır, acele de şeytandan."
Tirmizi, Birr 66, (2013)
Nakleden: İbnu Abbas (ra)
Resulullah (sa) Eşeccü Abdi'l-Kays'a dedi ki: "Muhakkak ki sende Allah ve Resulü'nün sevdiği iki haslet var; hilm ve teenni."
Tirmizi, Birr 66, (2012); Müslim, İman 25, (17)
Ebu Davud merhum, Abdul-Kays heyetinde dahil olan Zari'den naklettiği ve uzunca bir kıssanın da bulunduğu rivayetinde şu ziyadeye yer verir: "Resulullah (sa) kendisine bunları söyleyince o (Eşecc): "Allah ve Resulü'nün sevdiği iki haslet üzere beni yaratan Allah'a hamd olsun!" dedi."
Ebu Davud, Edeb 161, (5225)
Nakleden: Sa'd İbnu Ebi Vakkas (ra)
Resulullah (sa) buyurdular ki: "Teenni, ahiretle ilgili olanlar dışında her amelde güzeldir."
Ebu Davud, Edeb 11, (4810)
Nakleden: İbnu Ömer (ra)
Resulullah (sa) buyurdular ki: "Kim Allah adına sığınma talebinde bulunursa ona sığınma verin, kim Allah adına isterse ona verin, kim sizi davet ederse ona icabet edin, kim size bir iyilik yaparsa karşılıkta bulunun, şayet verecek bir şey bulamazsanız kendinizi, ona karşılığını vermiş görünceye kadar dua edin."
Nesai, Zekat 72, (5, 82); Ebu Davud, Zekat 38, (1672)
Nakleden: Cabir (ra)
Resulullah (sa) buyurdular ki: "Sakın sizden kimse Allah hakkında hüsnüzanda bulunmadan son nefesini vermesin."
Müslim, Cennet 81, (2877); Ebu Davud, Cenaiz 17, (3113)
Nakleden: Ebu Hüreyre (ra)
Resulullah şöyle buyurmuştur: "Allah Teala hazretleri şöyle buyurdu: "Ben, kulumun benim hakkımdaki zannına göreyimdir." Müslim ve Tirmizi'nin rivayetinde şu ziyade vardır: "O bana dua edince ben onunlayım."
Resulullah (sa) buyurdular ki: "Allah Teala hakkında hüsnüzan, güzel ibadettendir."
Tirmizi, Daavat 146, (3604); Ebu Davud, Edeb 89, (4993)
Nakleden: Ebu Zerr (ra)
Resulullah (sa) buyurdular ki: "Her nerede olursan ol Allah'tan ittika et ve kötülüğün arkasından iyilik yap, bu onu yok eder. İnsanlara iyi ahlakla muamele et."
Tirmizi, Birr 55,(1988)
Nakleden: Ebu Hüreyre (ra)
Resulullah (sa)'dan ateşe insanları en çok atan şeyin ne olduğu soruldu: "Ağız ve ferc!" buyurdular. En ziyade neyin insanları cennete soktuğundan sordular: "Allah'a takva ve güzel ahlak!" buyurdular.
Tirmizi, Birr 62, (2005)
Nakleden: Enes (ra)
Resulullah (sa)'a. soruldu: "Mü'minlerden hangisi efdal (en faziletli)dir?" "Ahlakça en güzelleridir!" cevabını verdi. Tekrar soruldu: "Pekiyi, mü'minlerden hangisi en akıllıdır? "Ölümü en çok zikreden ve kendilerine gelmezden önce onun için en iyi hazırlığı yapanlardır, işte akıllılar bunlardır." [Rezin tahric etmiştir (İbnu Mace, Zühd 31, (4269)]
Resulullah (sa)'a "Hangi insan daha hayırlıdır?" diye sorulmuştu: "Ömrü uzun, ameli de güzel olandır" buyurdular. "Öyleyse insanların kötüsü kimdir?" diye soruldu: "Ömrü uzun, ameli kötü olandır!" buyurdular.
Tirmizi, Zühd 22, (2331)
Nakleden: Ebu Hüreyre (ra)
Resulullah (sa) (bir gün): "Size en hayırlınız ve en şerlinizin kim olduğunu haber vermiyeyim mi?" buyurdular ve bunu üç kere tekrar ettiler. Cemaat: "Evet, haber veriniz!" dedi. "En hayırlınız, kendisinden hayır umulan ve şerri dokunmayacağı hususunda emin olunandır; en şerliniz de kendisinden hayır ümit edilmeyen ve şerrinden de emin olunmayan kimsedir."
Tirmizi, Fiten, 76, (2264)
Nakleden: İbnu Amr İbni'l-As (ra)
Resulullah (sa) buyurdular ki: "İki haslet vardır, bunlar kimde bulunursa Allah onu şükredici ve sabrediciler arasına kaydeder: 1- Diyanette kendinden üstün olana bakıp, ona uymak. 2- Dünyalıkta kendinden aşağı olana bakıp, Allah'ın kendine vermiş olduğu üstünlüğe hamdetmek. İşte böyle olan kimseyi Allah şükredici ve sabredici olarak yazar. Kim de diyanette kendinden aşağı olana bakar, dünyalıkta da kendinden üstün olana bakar ve elde edemediğine üzülürse Allah onu şükredici ve sabredici olarak yazmaz."
Tirmizi, Kıyamet 59, (2514)
Nakleden: Ukbe İbnu Amir (ra)
(Bir gün): "Ey Allah'ın Resulü! Kurtuluşumuz nasıl olacak?" diye sormuştum, şöyle cevap verdiler: "Dilini tut, evini genişlet, günahlarına da ağla!"
Tirmizi, Zühd 61, (2408)
İmam Malik anlatıyor: "Bana ulaştığına göre, Lokman Hekim'e: "Sende gördüğümüz bu (meziyetin mahiyeti) nedir?" diye sormuşlardı. [Bununla onun faziletlerini kastetmişlerdi]. Şu cevabı verdi: "Doğru sözlülük, emaneti yerine getirmek, beni ilgilendirmeyen şeyi terketmek." [Bir rivayette şu ziyade gelmiştir: "Vaadime vefakarlık etmek."]
Muvatta, Kelam 17, (2, 990)
Nakleden: İbnu Mes'ud (ra)
Resulullah (sa) buyurdular ki: "Kendisi ateşe haram edilen ve kendisine de ateşin haram kılındığı kimseyi size haber vermeyeyim mi? Ateş, (halka) her yakın olana, yumuşak huylu ve insanlara kolaylık gösterene haram kılınmıştır."
Tirmizi, Kıyamet 46, (2490)
Nakleden: Sevban (ra)
Resulullah (sa) buyurdular ki: "Kim şu üç şeyden beri olarak ölürse cennete girer: Kibir, Gulül, Borç"
Tirmizi, Siyer 21, (1572,1573)
Nakleden: Hudri (ra)
Resulullah (sa) buyurdular ki: "Halim olan zelle sahibidir, hakim olan tecrübe sahibidir."
Tirmizi, Birr 86, (2034)
Nakleden: Huzeyfe (ra)
Resulullah (sa) buyurdular ki: "Sakın sizden kimse kararsız olup da: "Ben insanlarla beraberim, eğer insanlar iyilik yaparsa ben de iyilik yaparım, kötülük yaparsa ben de kötülük yaparım" demesin. Aksine, nefsinizi sabit tutun, halk iyilik yaptı mı siz de iyilik yapın, kötülük yaparsa zulme yer vermeyin."
Tirmizi, Birr 63, (2008)
Nakleden: Huzeyfe (ra)
Resulullah (sa) buyurdular ki: "Bir mü'minin nefsini alçaltıp zelil kılması muvafık değildir." Orada bulunanlar: "Kişi nefsini nasıl zelil kılar?" dediler. "Takat getiremeyeceği belaya karşı kendini ileri sürer!" buyurdular.
Tirmizi, Fiten 67, (2265)
Nakleden: Muaviye (ra)
Anlattığına göre, Hz. Aişe (ra)'ye: "Bana bir mektupla vasiyetini yaz, fakat çok şey yazma!" diye bir mektup yolladı. Hz. Aişe de cevaben şöyle yazdı: "Selam üzerine olsun! Emma ba'd: Ben Resulullah (sa)'ın: "Kim halkın öfkesini dinlemeden Allah'ın rızasını ararsa insanların sıkıntısına karşı Allah kifayet eder. Kim de Allah'ın öfkesini dinlemeden halkın rızasını ararsa, Allah onu insanlara havale eder" dediğini işittim, selam üzerine olsun!"
Resulullah (sa) buyurdular ki: "Ramazan girip çıktığı halde günahları affedilmemiş olan insanın burnu sürtülsün. Anne ve babasına veya bunlardan birine yetişip de onlar sayesinde cennete girmeyen kimsenin de burnu sürtülsün. Ben yanında zikredildigim zaman bana salat okumayan kimsesinin de burnu sürtülsün!"
Tirmizi, Daavat 110, (3539)
Nakleden: Enes (ra)
Bir adam: "Ey Allah'ın Resulü babam nerededir?" diye sormuştu. "Cehennemde!" buyurdular. Adam (gitmek üzere) geri dönünce, Aleyhissalatu vesselam adamı çağırdı ve: "Muhakkak ki, benim babam da senin baban da ateşteler!" buyurdu.
Müslim, İman 347, (203); Ebu Davud, Sünnet 18, (4718)
Nakleden: Ebu Hüreyre (ra)
Resulullah (sa) buyurdular ki: "İsa aleyhisselam hırsızlık yapan bir adam görmüştü: "Hırsızlık mı yaptın?" dedi. Adam: "Asla! Kendisinden başka ilah olmayan Zat'a yemin olsun" diye cevap verince Hz. İsa: "Allah'a inandım, gözlerimi tekzib ettim!" dedi."
İmam Malik anlatıyor: "Bana ulaştığına göre, bir adam İbnu'z-Zübeyr (ra)'e şöyle yazdı: "Haberiniz olsun: Takva ehlinin, birkısım alametleri vardır ki, bunlar sayesinde kendileri bilinebilir, onlar da bunları bilirler: Şöyle ki müttaki: (İhtilaf halinde) verilen hükme razı olur, Nimetlere şükreder, Belaya sabreder, Dilinden doğru çıkar, Vaadine ve ahdine vefa gösterir, Kur'an'ın ahkamını kendine yol yapar. İmam, çarşılardan bir çarşı (gibi)dir, hak ehlinden ise, ehl-i hak, hak (yükünü) ona yıkar; batıl ehlinden ise, batıl ehli de batıl (yükün)ü ona yıkar." [Rezin tahric etmiştir.]
Müslüman neden zulme karşı savaşmalı:
وَمَا لَكُمْ لَا تُقَاتِلُونَ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ وَالْمُسْتَضْعَف۪ينَ مِنَ الرِّجَالِ وَالنِّسَٓاءِ وَالْوِلْدَانِ الَّذ۪ينَ يَقُولُونَ رَبَّنَٓا اَخْرِجْنَا مِنْ هٰذِهِ الْقَرْيَةِ الظَّالِمِ اَهْلُهَاۚ وَاجْعَلْ لَنَا مِنْ لَدُنْكَ وَلِياًّۚ وَاجْعَلْ لَنَا مِنْ لَدُنْكَ نَص۪يراًۜ
Size ne oluyor da: "Rabbimiz! Bizi halkı zalim olan bu şehirden çıkar, katından bize bir sahip çıkan gönder, katından bize bir yardımcı gönder" diyen zavallı çocuklar, erkekler ve kadınlar uğrunda ve Allah yolunda savaşmıyorsunuz?
(Nisa - 75)
Kur'an-ı Kerim basit bir kitap değildir. Bir ayetten 3 kişi 3 ayrı mana çıkarır;
Avam : Okuduğu gibi anlar (meal).
Alim: Okuduğunu hadis ve sünnetle birleştirip tefsir eder (yorumlar).
Arif: Ayetin Allah katındaki gerçek manasını anlar.
Arapça okunan Ku'ran-ı Kerim gerçek manaya isabet eder!