Babası (ra)'ndan anlatıyor: "Resulullah (sav) buyurdular ki: "Bizimle müşrikler arasındaki fark, kalansuveler üzerindeki sarıklardır."
Ebu Davud, Libas 24, (4078); Tirmizi, Libas 47, (1785)
Nakleden: Ebu'l-Müleyh (ra)
Babası (ra)'ndan anlatıyor: "Resulullah (sav): "Sarık sarın da ilminiz ziyadeleşsin!" buyurdular. Ravi devamla der ki: "Hz. Ali (ra) da: "Sarıklar Arapların taçlarıdır" buyurdular. [Hadis, Teysir'de Ebu Davud'a nisbet edilmiş ise de, onda mevcut delildir. Camiu's-Sağir (1,555)'de mevcuttur.]
Nakleden: İbnu Ömer (ra)
Resulullah (sav) başına sarık sardığı zaman, ucunu iki omuzu arasından sarkıtırdı.
Tirmizi, Libas 12, (1736)
Nakleden: Abdurrahman İbnu Avf (ra)
Resulullah (sav) bana bir sarık sardı, onu önümden ve arkamdan birkaç parmak sarkıttı.
Ebu Davud, Libas 24, (4079)
Nakleden: Amr İbnu Hureys (ra)
Resulullah (sav)'ı gördüm, üzerinde siyah bir sarık vardı, iki ucunu omuzunun arasından sarkıtmıştı.
Resulullah (sav)'ın ashabının kalansuveleri geniş idi.
Tirmizi, Libas 40, (1783)
Nakleden: Esma Bintu Yezid İbni's-Seken (ra)
Resulullah (sav)'ın gömleğinin kolu bileğe kadardı.
Tirmizi, Libas 28, (1765); Ebu Davud, Libas 3, (4027)
Nakleden: Ala İbn Abdirrahman (ra)
Babasından naklediyor: "Ebu Said (ra)'e izar hakkında sordum. Dedi ki: "Tam bilene düştün! Resulullah (sav) şöyle demişti: "Mü'minin izarı bacağın yarısına kadar uzanmalıdır. Burası ile topuklar arasında olmasının da bir günahı yok. Ama topuktan aşağı inen kısım ateştedir. Kim de, gururla izarını (yerde) sürürse kıyamet günü Allah ona (rahmet) nazarı ile bakmaz." [Ebu Davud'un rivayetinde "kıyamet günü" ibaresi mevcut değildir.]
Resulullah (sav): "Kim elbisesini gururla yerde sürürse, kıyamet günü Allah ona (rahmet nazarıyla) bakmaz!" buyurmuştu. Ümmü Seleme atılarak: "Öyleyse kadınlar zeyllerini ne yapacaklar?" diye sordu. "Bir karış salarlar!" buyurdu. Ümmü Seleme: "Bu taktirde ayakları açılır!" dedi. Aleyhissalatu vesselam: "Öyleyse bir zira' salsınlar bunu daha da artırmasınlar!" buyurdular.
Resulullah (sav), şu iki çeşit giyinmekten men etti: "Samma sarınması ki bu, üzerinde bir başka giysi olmadığı halde giysisini omuzuna koyup bir yarısını açık bırakması ve namazda iki elini de sarmasıdır. Diğer giyinme de, fercini örtecek kadar olmayan tek giysisi içinde ihtiba tarzında oturmasıdır."
Cenab-ı Hakkın şu (mealdeki) kavl-i şerifleri indiği zaman, "Ey peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve mü'minlerin hanımlarına söyle. Evlerinden çıktıklarında dış örtülerini üzerlerine alsınlar."(Ahzab 59) Ensar kadınları başlarında (siyah) örtüden kargalar taşıyor oldukları halde dışarı çıkarlardı.
Ebu Davud, Libas 32, (4101)
Nakleden: Aişe (ra)
Esma Bintu Ebi Bekr (ra), üzerinde ince bir elbise olduğu halde Resulullah (sav)'ın huzuruna girmişti. Aleyhissalatu vesselam, ondan yönünü ters istikamete çevirdi ve: "Ey Esma! Kadın hayız yaşına girdi mi ondan sadece şunun ve şunun dışında hiçbir yerinin görünmesi caiz değildir!" dedi ve yüzü ile ellerini işaret etti.
Ebu Davud, Libas 34, (4104)
Nakleden: Dihye el-Kelbi (ra)
Resulullah (sav)'a (Mısır'dan), (beyaz renkli ve ince olan) kubati kumaşlar getirilmişti. Bana ondan bir kupon verdi ve: "Bunu ikiye böl, bir parçayı kendine kamis yap, diğerini hanımına ver. Bununla kendine burgu yapsın!" buyurdular. (Ayrılmak üzere Dihye) geri dönünce: "Hanımına söyle, bunun altına bir astar koysun da bedenini vasfetmesin!" buyurdular.
Ebu Davud, Libas 39, (4116)
Nakleden: İbnu Abbas (ra)
Ümmü Seleme (ra), evinde iken de cilbabesini (başörtüsünü) fazilet ümidiyle üzerinden hiç çıkarmazdı." [Rezin tahric etti.]
Rezin
İmam Malik rahimehullah'a ulaştığına göre, Abdullah İbnu Ömer'in bir cariyesi vardı. Hz. Ömer onu, hürlerin kıyafetine bürünmüş vaziyette görünce bu davranışını normal karşılamayıp müdahale etti. Kızı Hafsa'nın yanına girip: "Oğlan kardeşinin cariyesini halkın içine karışmış görmedin mi, hürlerin kıyafetine bürünmüş değil mi?" dedi ve Hz. Ömer bu hali hoş karşılamadı.
Muvatta, İsti'zan 44, (2, (981)
Nakleden: Ebu Hüreyre (ra)
Resulullah (sav) buyurdular ki: "Biriniz ayakkabı giyince sağdan başlasın, çıkarırken de soldan başlasın [ya ikisini birlikte giysin, ya ikisini birlikte çıkarsın.]"
Müslim, Libas 67, (2097)
Bir rivayette de: "Sakın kimse tek ayakkabı ile yürümesin, ya ikisini de çıkarsın, yahut ikisini de giyinsin" buyrulmuştur.
Resulullah (sav) kişinin ayakta giyinmesini yasakladı. [Bu hadisi Ebu Davud Hz. Cabir (ra)'den rivayet etti]
Tirmizi, Libas 35, (1776, 1777); Ebu Davud, Libas 44, (4135)
Nakleden: İbnu Abbas (ra)
Kişi oturduğu zaman, ayakkabılarını çıkarıp (sol) yanına koyması sünnettir.
Ebu Davud, Libas 44, (4138), Salat 89, (648)
Nakleden: Cabir (ra)
Resulullah (sav), katıldığımız bir gazvede buyurdular ki: "Ayakkabıları çoğaltın. Çünkü kişi ayakkabı giydiği müddetçe binmeye devam eder."
Müslim, Libas 66, (2096); Ebu Davud, Libas 44, (4133)
Nakleden: İbnu Ömer (ra)
Resulullah (sav)'ı sebtiyye ayakkabısı giyerken gördüm. Sebtiyye ayakkabısı, üzerinde hiç tüy bulunmayan ayakkabıdır. Aleyhissalatu vesselam bu ayakkabı içinde abdest alıyordu. Ben bu ayakkabıyı giymeyi severim.
Nesai, Taharet 95, (1, 80), Zinet 67, (7, 186)
Nakleden: Enes (ra)
Resulullah (sav)'ın ayakkabısında parmak arasına geçen atkısı vardı.
Hz. Aişe (ra)'ye: "Kadın (erkeğe mahsus) ayakkabı giyer mi?" diye sorulmuştu: "Resulullah (sav) kadınlardan erkekleşenlere lanet etti!" diye cevap verdi.
Ebu Davud, Libas 31, (4099)
Nakleden: Ebu Hüreyre (ra)
Resulullah (sav) kadın elbisesini giyen erkeğe ve erkek elbisesini giyen kadına lanet etti.
Ebu Davud, Libas 31, (4098)
Nakleden: Muaz İbnu Enes (ra)
Resulullah (sav) buyurdular ki: "Kim muktedir olduğu halde tevazu maksadıyla (Allah için) (kıymetli) elbise giymeyi terkederse, Allah kıyamet günü, onu mahlukatın başları üstüne çağırır ve dilediği iman elbisesini giymekte onu muhayyer bırakır."
Tirmizi, Kıyamet 40, (2483)
Nakleden: İbnu Ömer (ra)
Resulullah (sav) buyurdular ki: "Kim şöhret elbisesi giyerse Allah ona zillet elbisesi giydirir." Bir rivayette de şöyle denmiştir: "...Kıyamet günü Allah ona onun aynısını giydirir, sonra içinde ateşi tutuşturur."
Ebu Davud, Libas 5, (4029), 4030)
Nakleden: Ebu'l Ahvas (ra)
Babasından naklen diyor ki: "Üzerimde adi bir elbise olduğu halde Resulullah (sav)'ın yanına gelmiştim. Bana: "Senin malın yok mu?" diye sordu. "Evet var!" cevabıma: "Hangi çeşit maldan?" sorusunu yöneltti. "Her çeşit maldan Allah bana vermiştir [deve, sığır, davar, at, köle, hepsinden var]" demem üzerine: "Öyleyse Allah Teala hazretleri sana bir mal verdiği vakit Allah'ın verdiği bu nimetin eseri ve fazileti senin üzerinde görülmelidir!" buyurdular.
Nesai, Zinet 83, (8,196)
Nakleden: Muhammed İbnu Yahya İbnu Hibban (ra)
Resulullah (sav) buyurdular ki: "Sizden biri bolluğa erince iş elbisesinden başka bir de cum'a elbisesi edinirse üzerine (bir vebal) yoktur."
Ebu Davud, Salat 219, (1078); İbnu Mace, İkametu's-Salat 82, (1095)
Nakleden: Cabir (ra)
Resulullah (sav), bize binek hayvanlarımızı güden bir adamımızı gördü. Üzerinde eskimiş (çizgili) iki parçalı giysi vardı. "Onun bu eskilerden başka giyeceği yok mu?" buyurdular. "Evet var" dedim. "Çamaşır torbasında iki giysisi daha var, ben onları giydirmiştim." "Öyleyse çağır onu da, bunları giysin!" emrettiler. (Çağırdım, emr-i Nebeviyi söyledim, o da onları giyindi. Geri gitmek üzere dönünce, Aleyhissalatu vesselam: "Nesi var (da bu yenileri giymiyor?) Allah boynunu vurasıca! Bu daha hoş değil mi?" buyurdular. Adam bu sözü işitti ve: "Allah yolunda mı (boynum vurulsun) ey Allah'ın Resulü?" dedi. "Evet" buyurdular, "Allah yolunda." Adam Allah yolunda öldürüldü.
Muvatta, Libas 1, (2, 910)
Nakleden: İbnu Ömer (ra)
Resulullah sa) şu iki kıyafeti yasakladı: Çok yüksek kıyafet, çok düşük kıyafet. [Rezin tahriç etmiştir.]
Müslüman neden zulme karşı savaşmalı:
وَمَا لَكُمْ لَا تُقَاتِلُونَ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ وَالْمُسْتَضْعَف۪ينَ مِنَ الرِّجَالِ وَالنِّسَٓاءِ وَالْوِلْدَانِ الَّذ۪ينَ يَقُولُونَ رَبَّنَٓا اَخْرِجْنَا مِنْ هٰذِهِ الْقَرْيَةِ الظَّالِمِ اَهْلُهَاۚ وَاجْعَلْ لَنَا مِنْ لَدُنْكَ وَلِياًّۚ وَاجْعَلْ لَنَا مِنْ لَدُنْكَ نَص۪يراًۜ
Size ne oluyor da: "Rabbimiz! Bizi halkı zalim olan bu şehirden çıkar, katından bize bir sahip çıkan gönder, katından bize bir yardımcı gönder" diyen zavallı çocuklar, erkekler ve kadınlar uğrunda ve Allah yolunda savaşmıyorsunuz?
(Nisa - 75)
Kur'an-ı Kerim basit bir kitap değildir. Bir ayetten 3 kişi 3 ayrı mana çıkarır;
Avam : Okuduğu gibi anlar (meal).
Alim: Okuduğunu hadis ve sünnetle birleştirip tefsir eder (yorumlar).
Arif: Ayetin Allah katındaki gerçek manasını anlar.
Arapça okunan Ku'ran-ı Kerim gerçek manaya isabet eder!