Resulullah (sav) bir yolculuk sırasında yatsıyı kılmıştı. İki rek'atin birinde Vettini ve'z-Zeytuni'yi okudu. (Sahiheyn'de şu ziyade yer alır: "Sesçe ve kıraatçe O'ndan daha güzel kimseye rastlamadım.")
İbnu Ömer (ra) tek başına namaz kılınca dört rek'atin her birinde Fatiha'yı ve Kur'an'dan bir sureyi okurdu. Bazan da farz namazın bir rek'atinde iki ve üç sure birden okurdu. Akşam namazının iki rek'atinde aynı şekilde Fatiha ve birer sure okurdu.
Muvatta, Salat 26, (1, 79)
Nakleden: Amr İbnu Şu'ayb an Ebihi an Ceddihi (ra)
Mufassal surelerden -uzunu olsun, kısası olsun- hiçbiri yoktur ki, ben onu Resulullah'ın namaz kıldırırken okuduğunu işitmemiş olayım.
Ebu Davud, Salat 133, (814)
Nakleden: Aişe (ra)
Resulullah (sav) askeri bir birliğin başına bir adamı komutan yapmıştı. Bu zat arkadaşlarına namaz kıldırırken, her seferinde kıraatini kulhüvallahu ahad ile tamamlıyordu. Döndükleri zaman durumu Hz. Peygamber'e söylediler. Aleyhissalatu vesselam: "Sorun ona niçin öyle yapıyormuş?" buyurdu. Dediği gibi kendisine sorulmuştu. "Çünkü O, Rahman sıfatıdır, ben onu okumayı seviyorum!" diye cevap verdi. Bunun üzerine Aleyhissalatu vesselam: "Ona bildirin, Allah onu seviyor!" müjdesini verdi.
Bir adam İbnu Mes'ud'a gelerek: "Ben bir rek'atte mufassal sürelerin tamamını okudum" dedi. İbnu Mes'ud (ra) da: "Şiir mırıldar gibi mırıldar, meyve döküştürür gibi döküştürür müsün? Olmaz öyle şey! Resulullah (sav) tek rek'atte birbirine denk iki sure okurdu. Bir rek'atte, İkterebet ve el-Hakka surelerini, bir rek'atte Vettür ve Vezzariyat surelerini, bir rek'atte Ve iza vaka'at ve Nun surelerini, bir rek'atta Seele sailun ve ven-Nazi'at surelerini; bir rek'atte Veylun li'l-Mutaffifin ve Abese surelerini, bir rek'atte el-Müddessir ve, el-Müzzemmil surelerini, bir rek'atte Hel Eta ve La Uksimu biyevmi'l-Kıyame surelerini, bir rek'atte Amme yetesaelun ve Ve'l-Mürselat surelerini, bir rek'atte de ed-Duhan ve İza'ş-Şemsü Küvvirat surelerini okurdu." (Bu rivayet, metin olarak Ebu Davud'un rivayetidir. Ebu Davud: "Bu İbnu Mes'ud'un telifidir" demiştir. Bunu Alkame ve Esved'den kaydeder. Diğerleri, süreleri zikretmezler.)
Resulullah (sav) gece namazına kalktı ve sabah vakti girinceye kadar namaza devam etti. Namazda tek ayet okudu. O da şu (mealdeki) ayettir: "Onlara azab edersen, doğrusu onlar senin kullarındır. Onları bağışlarsan, güçlü olan, hakim olan şüphesiz ancak sensin" (Maide 118).
Nesai, İftitah 79, (2, 177)
Nakleden: Ebu Seleme (ra)
Hz. Ömer (ra), halka akşam namazı kıldırmıştı. Namazda kıraatte bulunmadı. Namazdan çıkınca kendisine: "Kur'an okumadın!" dendi. "Rükü ve secdeler nasıl oldu?" diye sordu. "İyi oldu!" dediler. "Öyleyse, tamamdır!" dedi. [Rezin tahric etmiştir. Bu hadise Beyhaki Sünen'inde yer vermiştir (2, 381)]
Müslüman neden zulme karşı savaşmalı:
وَمَا لَكُمْ لَا تُقَاتِلُونَ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ وَالْمُسْتَضْعَف۪ينَ مِنَ الرِّجَالِ وَالنِّسَٓاءِ وَالْوِلْدَانِ الَّذ۪ينَ يَقُولُونَ رَبَّنَٓا اَخْرِجْنَا مِنْ هٰذِهِ الْقَرْيَةِ الظَّالِمِ اَهْلُهَاۚ وَاجْعَلْ لَنَا مِنْ لَدُنْكَ وَلِياًّۚ وَاجْعَلْ لَنَا مِنْ لَدُنْكَ نَص۪يراًۜ
Size ne oluyor da: "Rabbimiz! Bizi halkı zalim olan bu şehirden çıkar, katından bize bir sahip çıkan gönder, katından bize bir yardımcı gönder" diyen zavallı çocuklar, erkekler ve kadınlar uğrunda ve Allah yolunda savaşmıyorsunuz?
(Nisa - 75)
Kur'an-ı Kerim basit bir kitap değildir. Bir ayetten 3 kişi 3 ayrı mana çıkarır;
Avam : Okuduğu gibi anlar (meal).
Alim: Okuduğunu hadis ve sünnetle birleştirip tefsir eder (yorumlar).
Arif: Ayetin Allah katındaki gerçek manasını anlar.
Arapça okunan Ku'ran-ı Kerim gerçek manaya isabet eder!