Ben namazda çakıl taşlarını kurcalarken İbnu Ömer (ra) beni gördü. Namazdan çıkınca beni bundan nehyetti ve: "Sen de Resulullah (sav)'ın yaptığı gibi yap!" dedi. Ben: "Resulullah (sav) ne yapmıştı?" diye sordum. "Namazda oturduğu zaman, efendimiz sağ avucunu sağ dizinin üzerine koyarak, bütün parmaklarını yumar, başparmağını takip eden parmağıyla da işarette bulunurdu. Sol avucunu da sol uyluğunun üstüne koyardı."
İbnu Ömer (ra)'nın yanında namaz kıldım ve namazda çakılları alt üst ettim. Bana: "Çakılları alt üst etme. Zira çakılların çevrilmesi şeytan işidir. Sen de Resulullah'ın yaptığı gibi yap. Ben O'nun ne yaptığını gördüm" dedi. Ben: "Resulullah'ın ne yaptığını gördün?" diye sordum. "Şöyle" dedi ve sağ ayağını dikti, solunu yatırdı. Sağ elini sağ uyluğu üzerine, sol elini de sol uyluğu üzerine koydu. Şehadet parmağıyla da işaret etti. (Bir diğer rivayette şöyle denmiştir: "Baş parmağı takip eden parmağı ile kıbleye işaret etti, nazarlarını da ona dikti.")
Resulullah (sav) (namazda oturur vaziyette iken), dua edince, hareket ettirmeksizin parmağıyla işaret yapar, bu vaziyette dua (teşehhüd) okurdu. Sol eliyle de sol uyluğunun üzerine dayanırdı. (Bir diğer rivayette şöyle gelmiştir: "Gözü de işaretinden ayrılmazdı.")
Resulullah (sav) sol ayağını yere yaydı, elini sol uyluğunun üzerine koydu, sağ ayağını da dikti. Nesai'nin bir rivayetinde: "Kollarını, uyluklarının üzerine koydu. Şehadet parmağıyla işaret ederek dua ediyordu (teşehhüdü okuyordu)."
Tirmizi, Salat 218, (292); Nesai,Sehv 30, (3, 35)
Nakleden: Ebu Ya'fur (ra)
Mus'ab ibnu Sa'd İbnu Ebi Vakkas'ın şöyle söylediğini işittim: "Babamın yanında namaz kılmış, namazda avuçlarımı iç içe kavuşturup uyluklarımın arasına koymuştum. Babam bu tarzdan beni men' etti ve: "Biz de bir ara böyle yapmıştık. Ondan nehyedildik ve ellerimizi dizlerimizin üzerine koymakla emrolunduk" dedi.
Asım İbnu Küleyb el-Cermi (an ebihi an ceddihi) -ki ismi de Şihab İbnu'l-Mecnun'dur- der ki: "Resulullah (sav)'ın huzuruna girdim, namaz kılıyordu. Sol elini sol uyluğunun üzerine koymuş, sağ elini de sağ uyluğunun üzerine koymuş idi. (Sağ elin) parmakları hep yumuk, sadece işaret parmağı acıktı. Şöyle dua ediyordu: "Ey kalbleri döndüren Allah'ım, kalbimi dinin üzerine sabit kıl."
Tirmizi, Da'avat 135, (3581)
Nakleden: Ebu Humeyd es-Saidi (ra)
Resulullah (sav) teşehhüd için oturdu, sol ayağını yayıp sağ göğsünü kıbleye çevirdi..."
Tirmizi, Salat 219, (293)
Nakleden: Ebu Humeyd es-Saidi (ra)
Nesai'deki rivayette şu ziyade var: "Namazın sona erdiği rek'atte sol ayağını geride bırakmış ve uyluk kemiğine dayanarak oturmuş, sonra da selam vermiştir. Yine Nesai'nin bir diğer rivayetinde şu ziyade var: "Şehadet parmağını kaldırmış ve onu hafif eğmiş (vaziyette teşehhüdü okuyordu)."
Nesai, Sehv 29, 38, (3, 34, 39)
Nakleden: Abdullah İbnu Abdillah İbnu Ömer (ra)
İbnu Ömer namazda oturunca bağdaş kurardı. Aynı şeyi ben de yaptım. O sırada yaşım gençti. Beni bundan nehyetti. Ve dedi ki: "Namazın sünneti sağ ayağını dikmen, solu da bükmendir." Ben kendisine: "Ama sen bunu yapıyorsun!" dedim. Bunun üzerine: "Ayaklarım beni taşımıyor" diye açıklamada bulundu.
Buhari, Ezan 145; Muvatta, Salat 51, (1, 89, 90)
Nakleden: Abdullah İbnu Abdillah İbnu Ömer (ra)
Nesai'nin rivayetinde şöyle denmiştir: "... (Namazın sünneti) sağ ayağını dikmen, parmaklarını kıbleye yöneltmen ve sol (ayak ) üzerine de oturmandır."
Nesai, İftitah 189, 190, (2, 235, 236)
Nakleden: Tavus (ra)
İbnu Abbas (ra)'a (namaz'da) iki ayak üzerine ik'a hakkında sordum. "Bu sünnettir" dedi. Kendisine, "Biz bunu erkeğe eziyet görüyoruz!" dedik. O tekrar: "Bilakis, o, Peygamberiniz (sav)'in sünnetidir!" dedi. (Metin Müslim'e aittir. Ebu Davud'da, "iki ayak üzerine" tabirinden sonra "secdede" ziyadesi mevcuttur.)
Müslüman neden zulme karşı savaşmalı:
وَمَا لَكُمْ لَا تُقَاتِلُونَ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ وَالْمُسْتَضْعَف۪ينَ مِنَ الرِّجَالِ وَالنِّسَٓاءِ وَالْوِلْدَانِ الَّذ۪ينَ يَقُولُونَ رَبَّنَٓا اَخْرِجْنَا مِنْ هٰذِهِ الْقَرْيَةِ الظَّالِمِ اَهْلُهَاۚ وَاجْعَلْ لَنَا مِنْ لَدُنْكَ وَلِياًّۚ وَاجْعَلْ لَنَا مِنْ لَدُنْكَ نَص۪يراًۜ
Size ne oluyor da: "Rabbimiz! Bizi halkı zalim olan bu şehirden çıkar, katından bize bir sahip çıkan gönder, katından bize bir yardımcı gönder" diyen zavallı çocuklar, erkekler ve kadınlar uğrunda ve Allah yolunda savaşmıyorsunuz?
(Nisa - 75)
Kur'an-ı Kerim basit bir kitap değildir. Bir ayetten 3 kişi 3 ayrı mana çıkarır;
Avam : Okuduğu gibi anlar (meal).
Alim: Okuduğunu hadis ve sünnetle birleştirip tefsir eder (yorumlar).
Arif: Ayetin Allah katındaki gerçek manasını anlar.
Arapça okunan Ku'ran-ı Kerim gerçek manaya isabet eder!