Resulullah (sav), kızı Zeyneb'in kerimesi olan torunu Ümame'yi omuzunda taşıdığı halde halka namaz kıldırırdı. Secdeye varınca çocuğu (yana) bırakır, kıyam için doğrulunca tekrar omuzuna alırdı.
Resulullah (sav) buyurdular ki: "Sizden biri namaz kılarken uyuklayacak olursa, uykusu gidinceye kadar hemen yatsın. Zira, uyuklayarak namaz kılanınız, istiğfar ederken kendi nefsini sebbetmeye kalkar da farkında olmaz."
Abdullah İbnu'l-Haris'i,-saçını arkadan topuz yapmış olduğu halde- namaz kılarken görmüş, arkasında durup, topuzu çözmeye başlamış, öbürü de kımıldamayıp, ona imkan tanımıştır. İbnu'l-Haris namazını bitirince, İbnu Abbas'a gelip: "Benim saçımla niye ilgilendin?" diye sormuş, İbnu Abbas (ra) şu cevabı vermiştir. "Ben Resulullah (sav)'ı işittim, demişti ki: "Böylesinin misali, kolları arkasından bağlı olduğu halde namazını kılan kimsenin misalidir."
Resulullah (sav)'ın azadlısı Ebu Rafi, Hasan İbnu Ali (ra)'ye uğradı. Hasan, örgülerini ensesinde topuz yapmış olduğu halde kalkmış namaz kılıyordu. Ebu Rafi topuzunu çözdü. Hasan (ra) öfkeyle ona baktı. Ebu Rafi (ra): "Öfkelenme, namazına devam et, çünkü ben Resulullah (sav)'ın: "Bu, şeytanın minderi, yani oturma yeridir" dediğim işitmiştim (de onun için çözdüm)" dedi.
Nakleden: Abdullah İbnu Muhammed İbni Ebi Bekr (ra)
Hz. Aişe (ra)'nin yanında idik. Yemeği getirildi. Derken Kasım İbnu Muhammed namaza kalktı. Hz. Aişe: "Resulullah (sav)'ın şöyle söylediğini işittim" dedi. "Yemeğin yanında namaz kılınmaz, iki habisin (yani büyük ve küçük abdestin) sıkışmasında da kılınmaz."
Müslim, Mesacid 67, (560); Ebu Davud, Taharet 43,(89)
Nakleden: Abdullah İbnu'l-Erkam (ra)
Ravi halka imamlık yapıyordu. (Bir seferinde) ikamet getirilmişti. Bir adamın elinden tutup öne sürdü ve: "Resulullah (sav): "Namaz başlarken birinizin hela ihtiyacı gelirse, önce helaya gitsin!" dediğini işittim" dedi.
Müslüman neden zulme karşı savaşmalı:
وَمَا لَكُمْ لَا تُقَاتِلُونَ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ وَالْمُسْتَضْعَف۪ينَ مِنَ الرِّجَالِ وَالنِّسَٓاءِ وَالْوِلْدَانِ الَّذ۪ينَ يَقُولُونَ رَبَّنَٓا اَخْرِجْنَا مِنْ هٰذِهِ الْقَرْيَةِ الظَّالِمِ اَهْلُهَاۚ وَاجْعَلْ لَنَا مِنْ لَدُنْكَ وَلِياًّۚ وَاجْعَلْ لَنَا مِنْ لَدُنْكَ نَص۪يراًۜ
Size ne oluyor da: "Rabbimiz! Bizi halkı zalim olan bu şehirden çıkar, katından bize bir sahip çıkan gönder, katından bize bir yardımcı gönder" diyen zavallı çocuklar, erkekler ve kadınlar uğrunda ve Allah yolunda savaşmıyorsunuz?
(Nisa - 75)
Kur'an-ı Kerim basit bir kitap değildir. Bir ayetten 3 kişi 3 ayrı mana çıkarır;
Avam : Okuduğu gibi anlar (meal).
Alim: Okuduğunu hadis ve sünnetle birleştirip tefsir eder (yorumlar).
Arif: Ayetin Allah katındaki gerçek manasını anlar.
Arapça okunan Ku'ran-ı Kerim gerçek manaya isabet eder!