Resulullah (sav) namazda omuzlarımıza eliyle dokunur ve: "Düzgün olun! Karışık durmayın, sonra kalblerinize de karışıklık ve ihtilaf girer. Hemen arkama, sizden akıl ve dirayet sahibi olanlar dursun. Sonra tedricen bunları takibedenler, sonra da onları takibedenler dursun" derdi. (Ebu Mes'ud ilave eder: "Bugün sizler ihtilafta çok ilerisiniz.")
Resulullah (sav) buyurdular ki: "Benim hemen arkama sizden akıl ve dirayet sahipleri dursun. Sonra onları takip edenler, sonra onları takip edenler, sonra da onları takip edenler dursun. Çarşıların karışıklığından sakının.
İbnu Mes'ud (ra)'un yanına girmek için kendisinden müsaade istedik. Bize izin verdi. Sonra kalkıp ikimizin arasında namaz kıldı. Sonra da: "Ben Resulullah (sav)'ın böyle yaptığını gördüm" dedi.
Resulullah (sav) buyurdular ki: "Erkeklerin teşkil ettiği safların en hayırlısı birinci saftır. En kötüsü de en son saftır. Kadınların teşkil ettikleri safların en hayırlısı en son saftır, en kötüsü de en öndekidir."
Resulullah (sav) buyurdular ki: "Safları düz kılın, omuzları bir hizaya getirin, aradaki boşlukları kapatın, kardeşlerinizini (sizi düzeltmeye çalışan) ellerine arşı nezaketli olun. Arada şeytan gedikleri bırakmayın. Kim safa kavuşursa Allah ona kavuşur. Kim de saftan koparsa Allah da ondan kopar."
Ebu Davud, Salat 94, (666); Nesai, İmamet 31, (2, 93)
Nakleden: İbnu Abbas (ra)
Resulullah (sav) buyurdular ki: "Sizin en hayırlınız, namazda omuzları en yumuşak olandır."
Ebu Davud, Salat 94, (672)
Nakleden: Vabisa İbnu Ma'bed (ra)
Resulullah bir adam gördü, safın gerisinde tek başına namaz kılıyordu. Ona namazını yeniden kılmayı emretti.
Ebu Davud, Salat 100, (682); Tirmizi, Salat 170, (230)
Nakleden: Ebu Said (ra)
Resulullah (sav), Ashabında bir gerileme görmüştü: "İlerleyin bana uyun. Sizden sonrakiler de size uysunlar. Bir kavm gerilemeye devam eder eder de Allah da onları geriletiverir" buyurdu.
Resulullah (sav) buyurdular ki: "Meleklerin Rabbleri indinde saf tutmaları gibi siz de saf tutmaz mısınız?" Biz: "Melekler nasıl saf tutarlar?" dedik. "Onlar dedi, ön safları tamamlarlar ve safda muntazam dururlar."
Resulullah (sav) buyurdular ki: "Eğer birinci safta ne olduğunu bilseydiniz, mutlaka kur'a çekilirdi."
Müslim, Salat 131, (439)
Nakleden: Ebu Hüreyre (ra)
Resulullah (sav) buyurdular ki: "İmam, kendisine uyulmak için meşru kılınmıştır. Öyleyse o tekbir getirdi mi siz de tekbir getirin. Rükuya gidince siz de rükuya gidin." "Semi'allahu li-men hamide" (Allah kendisine hamdedeni işitir) deyince "Allahümme Rabbena leke'l hamd" (Ey Rabbimiz hamdler sanadır) deyin. O ayakta namaz kılarsa siz de ayakta kılın, oturarak kılarsa siz de hepiniz oturarak namaz kılın."
Resulullah (sav) buyurdular ki: "Sizden biri, rüku ve secdede başını imamdan önce kaldırdığı zaman Cenda-ı Hakk'ın, (Kıyamet günü) başını, eşek başına veya suretine çevire(rek dirilte)ceğinden korkmaz mı."
Başını imamdan önce kaldırıp indiren kimsenin alnı şeytanın elindedir.
Muvatta, Salat 57,(1,92)
Nakleden: Bera (ra)
Biz Resulullah (sav) ile birlikte namaz kılarken, o "semi'allahu li-men hamideh" deyince, bizden kimse, Resulullah (sav) alnını yere koyuncaya kadar, sırtını eğmezdi.
Ebu Davud'un bir diğer rivayetinde şöyle gelmiştir: "Siz namaza gelince biz secdede isek hemen secdeye katılın, fakat onu (rek'at veya başka) bir şey saymayın, tek rek'ate kavuşan namaza kavuşmuş sayılır."
Ebu Davud, Salat 156, (893)
Nakleden: Ebu Hüreyre (ra)
Muvatta'nın rivayetinde şöyledir: "Rek'ate kavuşan secdeye kavuşur. Kim Fatiha'ya yetişemezse, pek çok hayrı kaçırmış demektir."
Muvatta, Vukütu's-Salat 18, (1, 11)
Nakleden: Ali ve Mu'az (ra)
Resulullah (sav) buyurdular ki: "Siz mescide geldiğiniz(de cemaatle namaza başlanmış ise), imam (kıyam, rüku, secde, kuud) hangi hal üzere olursa olsun hemen uyun ve yapmakta olduğunu yapın."
Tirmizi, Salat 414, (591); Ebu Davud, Salat 28, (506)
Nakleden: Hemmam İbnu'l'Haris (ra)
Huzeyfe (ra) Medain şehrinde yüksekçe bir yerde durarak cemaate imam olmuştu. Ebu Mes'ud kamisinden tutarak onu çekti. Namazdan çıkınca, Ebu Mes'ud: "İnsanların bundan men edildiklerini bilmiyor musun?" dedi. Öbürü: "Evet, ancak siz beni (gömleğimden tutup) çekince hatırladım!" dedi.
Ebu Davud, Salat 67, (597)
Nakleden: Ebu Hazım İbnu Dinar (ra)
Sehl İbnu Sa'd'a bir grup insan Hz. Peygamber (sav)'in minberinin hangi ağaçtan yapıldığı hususunda münakaşa etmek üzere geldiler. Sehl: "Ben onun hangi ağaçtan yapıldığını, kimin yaptığını, Efendimiz (sav)'ın hangi gün üzerine oturduğunu biliyonum" dedi ve açıkladı: "Resulullah (sav) Ensardan falanca kadına bir adam gönderdi: "Marangoz kölene söyle, bana ahşaptan münasib bir şey yapsın da üzerine çıkıp halka hitabette bulunayım"" dedi. Köle de O'na şu üç basamaklı şeyi imal ediverdi. Sonra Resulullah (sav), bunun şu yere konmasını emretti. Mezkur minber, el-Gabe'nin ılgın ağacından yapılmıştır. Resulullah (sav) minberin üzerine çıkıp namaza durdu ve tekbir getirdi, cemaat de O'nunla birlikte arkasından tekbir getirdi. Sonra rükuya gitti, sonra geri geri gelerek minberden indi ve minberin dibinde secde yaptı,sonra namazdan çıktı, sonra halka yöneldi ve: "Ben bunu, bana uymanız ve namazımı bilmeniz için yaptım" buyurdu.
Resulullah (sav) geceleyin duvarları alçak olan hücresinde namaz kılardı. Halk bu sebeple Aleyhissalatu Vesselam'ın karaltısını (siluetini) görürdü. Böylece onlar da kalkıp geceleyin, O'na uyarak (Onunki gibi namaz kıldılar. Sabah olunca bu durumu konuştular. Resulullah (sav) ikinci gecede de kalktı, halk da aynı şekilde yaptı. Üçüncü gece de aynı şey tekerrür etti. Bundan sonra Resulullah oturdu ve çıkmadı. Sabah olunca durumu medar-ı bahs ettiler, sebebini sordular. Efendimiz şu cevabı verdi: "Gece namazının sizlere farz olmasından korktum."
Buhari, Ezan 80, Libas 43; Ebu Davud, Salat 243, (1126)
Nakleden: Ebu Hüreyre (ra)
Resulullah (sav) buyurdular ki: "İkametin okunduğunu duydunuz mu namaza yürüyün. Sakin ve vakur olmayı unutmayın. Sakın koşuşmayın. Yetiştiğiniz yerden kılın, kaçırdığınız kısmı tamamlayın."
Resulullah (sav)'ı işittim, kadınlara diyordu ki: "Sizden kim Allah'a ve ahiret gününe iman ediyorsa, erkekler başlarını kaldırıncaya kadar başını yerden kaldırmasın, böylece erkeklerin avretlerini görmekten korunmuş olur."
Ebu Davud, Salat 146, (851)
Nakleden: Ubadetu'bnu's-Samit (ra)
Resulullah (aleyhissaldtu vessel&m) bize, içinde Kur'an'm cehren okunduğu bir namaz kıldırdı. Namazda kıraatta bir iltibasta bulundu. Namazdan çıkınca yüzünü bize çevirdi ve: "Kıraati cehren okuduğum zaman siz de okuyor musunuz?" diye sordu. Bazılarımız: "Evet bunu yapıyoruz!" dediler. Resulullah (sav): "Sakın ha! Ben kendi kendime: "Kim, ben okurken okuyarak benden okumayı kapmaya çalışıyor?" diyordum. Kur'an'ı cehren okuduğum zaman, Kur'an'dan Fatiha hariç hiçbir şeyi okumayın" buyurdular.
Resulullah (sav) öğle namazına durdu. Bir adam da arkasında Sebbihisme Rabbike'l-A'la suresini okumaya başladı. Resulullah (sav) namazdan çıkınca: "Kimdi okuyan?" diye sordu. Adam: "Bendim!" dedi. Bunun üzerine: "Hakikaten anladım ki biriniz bunu benden cezbedip aldı."
Resulullah (sav) namazda (cehri olarak) kıraatte bulunuyordu. Bir kısmını okumayı terketti. (Namazdan sonra, cemaatten) bir adam: "Ey Allah'ın Resulü, şu şu ayetleri okumayı terkettiniz!" dedi. Resulullah: "Niye bana hatırlatmadın?" buyurdular. (Bir rivayette şu ziyade gelmiştir: "(Adam)... ben onların neshedildiğini zannetmiştim.")
Ebu Davud, Salat 163, (907)
Nakleden: Ali (ra)
Resulullah (sav) buyurdular ki: "Ey Ali, namazda (takılırsa) imamı açma!"
Ebu Davud, Salat 164, (903)
Nakleden: Bişr İbnu Mihcan (ra)
Bişr İbnu Mihcan babasından anlattığına göre, babası (Mihcan) Resulullah (sav)'ın meclisinde idi. O sırada namaz için ezan okundu. Resulullah (sav) kalktı, namaz kıldı ve döndü. Mihcan hala yerindeydi. "Herkesle beraber namaz kılmana mani olan şey nedir, sen müslüman değil misin?" diye sordu. Mihcan: "Elbette müslümanım, ancak ben ailemle namazımı kılmıştım!"dedi. Efendimiz: "Mescide geldiğin zaman namaza kalkılırsa kılmış bile olsan cemaatle birlikte sen de katl." buyurdu.
Anlattığına göre, bir adam kendisine sordu: "Ben evde namazımı kılıp sonra da imamla namaza yetişiyorum; onunla da namaz kılayım mı?" "Evet" deyince adam tekrar sordu: "Peki, bunlardan hangisini (farz olan) namazım yapayım?" "Bu senin elinde mi?" dedi, "bu Allah'a kalmıştır, dilediğini (asıl farz olan) namazın yerine sayar!"
Muvatta, Salatu'l-Cema'a 9, (1, 133)
Nakleden: Süleyman Mevla Meymune (ra)
Süleyman Mevla Meymune'nin İbnu Ömer (ra)'den naklettiğine göre, İbnu Ömer şunu anlatmıştır: "Resulullah (sav) buyurdular ki: "Bir günde aynı namazı iki sefer kılmayın."
Ebu Davud, Salat 68, (579); Nesai, İmamet 56, (2,114)
Nakleden: Nafi' (ra)
İbnu Ömer (ra) diyordu ki: "Kim akşamla sabahı kılar sonra da bu namazlarda imama yetişirse, onlara dönmesin."
Muvatta, Salatu'l-Cema'a 12, (1, 133)
Nakleden: Ebu Hüreyre (ra)
Resulullah (sav) buyurdular ki: "Namaz için ikamet okununca farzdan başka namaz yoktur (kılınmaz)."
Hz. Ömer (ra), mescide geldiği vakit, cemaat namazı kılmış ise hemen farza başlardı, ondan önce başka namaz kılmazdı.
Muvatta, Kasru's-Salat 75, (1, 168)
Nakleden: Abdullah İbnu Amr İbni'l-As (ra)
Resulullah (sav) buyurdular ki: "İmam namazı kılıp teşehhüdü tamamladıktan sonra, selam vermezden önce hades vaki olsa (yani abdesti bozulsa), namazı tamamlanmıştır, namazını tamamlayan cemaatteki diğer kimselerin namazı da tamamlanmıştır."
Ebu Davud, Salat 74, (617); Tirmizi, Salat 300, (408)
Nakleden: Ebu Hüreyre (ra)
Resulullah (sav) buyurdular ki: "(imamlar) sizin için kılarlar. Doğru kılarlarsa (sevabı) sizedir. Hatalı kılarlarsa (sizin namazınızın sevabı) sizedir, hata onların aleyhlerinedir."
Müslüman neden zulme karşı savaşmalı:
وَمَا لَكُمْ لَا تُقَاتِلُونَ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ وَالْمُسْتَضْعَف۪ينَ مِنَ الرِّجَالِ وَالنِّسَٓاءِ وَالْوِلْدَانِ الَّذ۪ينَ يَقُولُونَ رَبَّنَٓا اَخْرِجْنَا مِنْ هٰذِهِ الْقَرْيَةِ الظَّالِمِ اَهْلُهَاۚ وَاجْعَلْ لَنَا مِنْ لَدُنْكَ وَلِياًّۚ وَاجْعَلْ لَنَا مِنْ لَدُنْكَ نَص۪يراًۜ
Size ne oluyor da: "Rabbimiz! Bizi halkı zalim olan bu şehirden çıkar, katından bize bir sahip çıkan gönder, katından bize bir yardımcı gönder" diyen zavallı çocuklar, erkekler ve kadınlar uğrunda ve Allah yolunda savaşmıyorsunuz?
(Nisa - 75)
Kur'an-ı Kerim basit bir kitap değildir. Bir ayetten 3 kişi 3 ayrı mana çıkarır;
Avam : Okuduğu gibi anlar (meal).
Alim: Okuduğunu hadis ve sünnetle birleştirip tefsir eder (yorumlar).
Arif: Ayetin Allah katındaki gerçek manasını anlar.
Arapça okunan Ku'ran-ı Kerim gerçek manaya isabet eder!