Sohbet Bölümü

Konu: Meclis (Oturma) Adabı

Nakleden: Ebu Said el-Hudri (ra)
Resulullah (sav) (bir gün): "Sakın yollarda oturmayın!" buyurmuştu. "Ya Resulullah" dediler, "oturmadan edemeyiz, oralarda (oturup) konuşuyoruz." "Mutlaka oturacaksınız, bari yola hakkını verin!" buyurdu. Bunun üzerine: "Ey Allah'ın Resulü, onun hakkı nedir?" diye sordular. "Gözlerinizi kısmak, (gelip geçeni) rahatsız etmemek, selama mukabele etmek, emr bi'l-ma'ruf nehy-i ani'l-münker yapmaktır!" dedi. (Hz. Ömer'den yapılan bir başka rivayette şu ziyade var: "Yardım isteyen mazluma yardım edersiniz, yolunu kaybedene rehber olursunuz.")
Buhari, İsti'zan 2, Mezalim 22; Müslim, Libas 114, (2121); Ebu Davud, Edeb 13, (4815)
Nakleden: İbnu Ömer (ra)
Resulullah {sa) buyurdular ki: "Üç kişi beraberken, ikisi aralarında hususi konuşmasınlar, bu öbürünü üzer."
Buhari, İsti'zan 45; Müslim, Selam 36, (2183); Muvatta, Kelam 13, (2, 988, 989); Ebu Davud, Edeb 29, (4852)
Nakleden: Enes (ra)
Resulullah (sav)'dan daha sevgili kimse yoktu. Buna rağmen Aleyhissalatu vesselam'ı gördükleri zaman ayağa kalkmazlardı, çünkü O'nun bundan hoşlanmadığını biliyorlardı.
Tirmizi, Edeb 13, (2755)
Nakleden: Ebu Ümame (ra)
Bir gün Resulullah (sav) yanımıza geldi, elinde bir asa (değnek) vardı. Biz ayağa kalktık. "Yabancıların birbirlerini büyüklemek için ayağa kalkmaları gibi ayağa kalkmayın!" buyurdu.
Ebu Davud, Edeb 165, (5230)
Nakleden: Ebu Miclez (ra)
Hz. Muaviye (ra), İbnu'z-Zübeyr ve İbnu Amir (ra)'in yanlarına geldi. İbnu Amir ayağa kalktı, İbnu'z-Zübeyr oturdu (kalkmadı). Hz. Muaviye (ra), İbnu Amir'e: "Otur, zira Resulullah (sav)'ın : "İnsanların kendisi için ayağa kalkmalarından hoşlanan kimse ateşteki yerini hazırlasın" buyurduğunu işittim" dedi.
Ebu Davud, Edeb 165, (5229); Tirmizi, Edeb 13, (2756)
Nakleden: İbnu Ömer (ra)
Resulullah (sav) buyurdular ki: "Sizden kimse, bir başkasını yerinden kaldırıp sonra da oraya oturmasın. Ancak (halkayı) genişletin, yer açın, Allah da size genişlik versin." Birisi yerinden kalkacak olsa, Abdullah İbnu Ömer (ra), oraya oturmazdı.
Buhari, İsti'zan 31, Cuma 20; Müslim, Selam 27, (2177); Tirmizi, Edeb 9, (2750,2751); Ebu Davud, Edeb 18, (4828)
Nakleden: Vehb İbnu Huzeyfe (ra)
Resulullah (sav) buyurdular ki: "Bir kimse ihtiyacı için çıkar, sonra geri dönerse, önceki yerine oturmaya (herkesten ziyade) hak sahibidir."
Tirmizi, Edeb 10, (2752)
Nakleden: Cabir İbnu Semüre (ra)
Resulullah (sav) 'a geldiğimiz zaman, (halkanın) sonuna otururduk.
Ebu Davud, Edeb 16, (4825); Tirmizi, İsti'zan 29, (2723)
Nakleden: Amr İbnu Şuayb (an ebihi an ceddihi) (ra)
Resulullah (sav) buyurdular ki: "Bir kimsenin, izin almadan iki kişinin arasına oturması helal olmaz." [Tirmizi'nin rivayetinde: "İzinleri olmadan iki kişinin arasını açması kişiye helal olmaz" şeklinde gelmiştir.]
Ebu Davud, Edeb 24, (4844, 4845); Tirmizi, Edeb 11, (2753)
Nakleden: Ebu Saidi'l-Hudri (ra)
Resulullah (sav) buyurdular ki: "Meclislerin en hayırlısı geniş olanıdır."
Ebu Davud, Edeb 14, (4820)
Nakleden: Ebu Miclez (ra)
Bir adam halkanın ortasına oturmuştu. Huzeyfetu'bnul-Yeman (ra) dedi ki: "Halkanın ortasında oturan, Muhammed (sav) diliyle lahetlenmiştir."
Ebu Davud, Edeb 17, (4826); Tirmizi, Edeb 12, (2754)
Nakleden: Cabir İbnu Semüre (ra)
Resulullah (sav) mescide girince cemaatı bir kısım halkalar halinde gördü ve: "Sizleri niye böyle dağınık gruplar halinde görüyorum?" buyurdu.
Müslim, Salat 119, (430); Ebu Davud, Edeb 16, (4823)
Nakleden: Amr İbnu'ş-Şerid (ra)
Amr İbnu'ş-Şerid, babasından (ra) anlatıyor: "Ben oturduğum sırada, Resulullah (sav) bana uğradı. O sırada sol elimi sırtımın gerisine koymuş, (sağ) elimin kabası üzerine dayanmıştım. Bana: "Gadaba uğramışların oturuşuyla mı oturuyorsun" dediler.
Ebu Davud, Edeb 26, (4848)
Nakleden: Ebu'd-Derda (ra)
Resulullah (sav) oturdu mu, etrafına biz de otururduk. Kalkar, (fakat geri) dönmeyi arzu ederse ayakkabılarını veya üzerinde olan (rida, sarık gibi) bir şeyi çıkarır (yerine koyar)dı. Böylece ashabı (geri geleceğini) bilir ve yerlerinde otururlardı.
Ebu Davud, Edeb 30, (4854)
Nakleden: Ebu Hüreyre (ra)
Resulullah (sav) buyurdular ki: "Biriniz güneşte olunca -bir rivayette gölgede olunca- gölge ondan kalkar da, yarısı gölgede kalacak olursa oradan kalksın."
Ebu Davud, Edeb 15, (4821)
Nakleden: Kays (ra)
Kays, babasından naklediyor: "(Bir seferinde mescide) gelmişti, ki, Resulullah (sav) hutbe irad ediyordu. (Konuşmayı dinlemek üzere) güneşe dikildi. Ancak Resulullah (sav) , kendine gölgede durmasını emretti ve gölgeye geçti.
Ebu Davud, Edeb 15, (4822)
Selamet Derneği Bağış

Kısalar…

Samet Karaca
Eğer üzüntü ve sıkıntı içindeysen bu duayı oku...
Samet Karaca
Dünyayı nasıl fethedersiniz?
Samet Karaca
Tevekkül, huzura açılan kapının anahtarıdır!
Samet Karaca
Müslüman neden zulme karşı savaşmalı: وَمَا لَكُمْ لَا تُقَاتِلُونَ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ وَالْمُسْتَضْعَف۪ينَ مِنَ الرِّجَالِ وَالنِّسَٓاءِ وَالْوِلْدَانِ الَّذ۪ينَ يَقُولُونَ رَبَّنَٓا اَخْرِجْنَا مِنْ هٰذِهِ الْقَرْيَةِ الظَّالِمِ اَهْلُهَاۚ وَاجْعَلْ لَنَا مِنْ لَدُنْكَ وَلِياًّۚ وَاجْعَلْ لَنَا مِنْ لَدُنْكَ نَص۪يراًۜ
Size ne oluyor da: "Rabbimiz! Bizi halkı zalim olan bu şehirden çıkar, katından bize bir sahip çıkan gönder, katından bize bir yardımcı gönder" diyen zavallı çocuklar, erkekler ve kadınlar uğrunda ve Allah yolunda savaşmıyorsunuz? (Nisa - 75)
Samet Karaca
Kur'an-ı Kerim basit bir kitap değildir. Bir ayetten 3 kişi 3 ayrı mana çıkarır; Avam : Okuduğu gibi anlar (meal). Alim: Okuduğunu hadis ve sünnetle birleştirip tefsir eder (yorumlar). Arif: Ayetin Allah katındaki gerçek manasını anlar. Arapça okunan Ku'ran-ı Kerim gerçek manaya isabet eder!
Samet Karaca
Hayırlı dualarınızın kabul olması için bu ayeti kesinlikle okuyun! اَللّٰهُمَّ فَاطِرَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ عَالِمَ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ اَنْتَ تَحْكُمُ بَيْنَ عِبَادِكَ ف۪يمَا كَانُوا ف۪يهِ يَخْتَلِفُونَ (Zümer - 46)
Samet Karaca
Kudüsü fethedecek ordunun İstanbul'dan gideceğine dair hadis | İhsan Şenocak
Samet Karaca
Hak Dava
Samet Karaca
Daha Fazla Gör

Popüler