Sanki Mudar kabilesine mensup uzun boylu bir kadın ayağa kalkıp: "Ey Allah'ın Resulü! Biz (kadın)lar babalarımız ve evladlarımız ve kocalarımız üzerine yüküz. Onların mallarında emirleri dışında, tasarrufu bize helal olan nedir?" diye sualde bulundu. Aleyhissalatu vesselam: "Size helal olan "taze"dir. Ondan hem yiyin, hem de hediye edin!" buyurdular." Ebu Davud der ki: "Tazeden maksad ekmek, sebze ve taze meyve gibi fazla kalınca bozulan yiyecekleridir."
Ebu Davud, Zekat 44, (1686)
Nakleden: Aişe (ra)
Ebu Süfyan'ın karısı Hind, (Bir gün gelerek) "Ey Allah'ın Resulü" dedi. "Ebu Süfyan cimri bir adamdır. Bana ve çocuğuma yetecek miktarda (nafaka) vermiyor. Durumu idare için, onun bilmez tarafından, almam gerekiyor! (Ne yapayım?)" Aleyhissalatu vesselam: "Örfe göre sana ve çocuğuna kifayet edecek miktarda al!" buyurdular."
Bir adam İbnu Abbas (ra)'a: "Yanımda bir devesi olan bir yetim var. Devesinin sütünden içebilir miyim?" diye sormuştu. İbnu Abbas şu cevabı verdi: "Eğer deve kaybolunca arıyor, katran vesairesini sürerek tedavisini yapıyor, su yalağını onarıyor, sulama gününde suyunu içiriyorsan yavruya zarar vermeden ve memeyi tamamen kurutmadan içebilirsin."
Muvatta, Sıfatu'n-Nebi 33, (2, 934)
Nakleden: İbnu Abbas (ra)
Resulullah (sav) buyurdular ki: "Üzerine ücret almada en haklı olduğunuz şey Kitabullah'tır."
Buhari, İcare 16 (muallak olarak kaydetmiştir), Tıbb 34
Nakleden: İbnu Abbas (ra)
Anlatıldığına göre, kendisine mushaf yazmanın ücreti hakkında sorulmuştu. Şu cevapta bulundu: "Bunda bir beis yok. Onlar, bu işte, ressam durumundadırlar, ellerinin emeğini yemektedirler." [Rezin tahric etmiştir.]
Rezin
Nakleden: Aişe (ra)
Hz. Ebu Bekr (ra) halife seçildiği zaman: "Kavmim biliyor ki, benim mesleğim ailemin nafakasını te'minden aciz değildir. Ancak şimdi Müslümanların işleriyle meşgulüm. Bu sebeple Ebu Bekr'in ailesi beytü'l-malden yiyecek, o da Müslümanlar için çalışacak" dedi.
Buhari, Büyu 15
Nakleden: Büreyde (ra)
Resulullah (sav) buyurdular ki: "Biz kimi bir işe tayin eder, bir rızık tahsis edersek, bu tahsis edilenden maada aldığı gulüldür (devlet malından hırsızlıktır)."
Ebu Davud, Haraç 10, (2943)
Nakleden: Müstevrid İbnu Şeddad (ra)
Resulullah (sav) buyurdular ki: "Kim bize memur olursa, kendine bir zevce edinsin. Hizmetçisi yoksa bir de hizmetçi edinsin. Meskeni yoksa bir mesken edinsin." Hz. Ebu Bekr (radıyallahu anh) dedi ki: "Resulullah aleyhissalatu vesselamım şöyle buyurdukları bana haber verildi: "Kim bunun dışında bir şey edinirse, bu kimse haindir, hırsızdır."
Ebu Davud, Haraç 10, (2945)
Nakleden: Abdullah İbnu Amr es-Sa'di (ra)
Hilafeti sırasında Hz. Ömer'in yanına geldim. Hz. Ömer: "Bana haber verildiğine göre, sen Müslümanların işlerinden bir kısmını üzerine almışsın ve sana maaş verilince almaktan kaçınmışsın (doğru mu)?" diye sordu. Ben de: "Evet!" dedim. Bunun üzerine Hz. Ömer: "Bundan maksadın ne?" dedi. Ben de: "Benim atlarım var, kölelerim var (halim vaktim iyidir), hayır üzereyim. Ben maaşımın Müslümanlara sadaka olmasmı istiyorum" dedim. Hz. Ömer: "Hayır! Böyle yapma! Çünkü (bir ara ben de senin gibi düşünmüş), senin arzu ettiğin şeyi arzu etmiştim. Resulullah (sav) bana ihsanda bulunuyordu. Ben de: "Bu parayı ona benden daha çok muhtaç olan birine ver!" diyordum. Hatta bir seferinde (aleyhissalatu vesselam) yine bana mal vermişti. Ben yine: "Bunu, onu benden daha çok muhtaç olan kimseye ver!" demiştim. Aleyhissalatu vesselam: "Onu al, kendi malın yap, sonra tasadduk et! Bu maldan, sen talep etmeden, bekler vaziyeti almadan, gelen olursa onu al. Böyle olmayana gönlünü bağlama!" buyurdular."
Resulullah (sav) Hadramevt'te bulunan bir araziyi ikta' etti. O sırada Hz. Muaviye orada emir idi. Kendisine o araziyi bana vermesi için yazdı."
Ebu Davud, Haraç 36, (3058, 3059); Tirmizi, Ahkam 39, (1381)
Nakleden: Kesir İbnu Abdillah İbnu Amr İbni Avf el-Müzeni (ra)
Babasından, o da ceddi (ra)'tan anlatıyor: "Resulullah (sav), Bilal İbnu Haris el-Müzeni'ye Kabaliyye madenlerini, yüksekte olanları ve alçakta olanlarıyla, (Necid'de bulunan) Kuds dağında ekine elverişli olan yerlerle birlikte ikta' kıldı. Ancak ona hiçbir Müslümanın hakkını vermedi. (Bu ikta' beratını) ona şöyle yazdı: "Bismillahirrahmanirrahim. Bu Allah'ın Resulü Muhammed'in Bilal İbnu'l-Haris'e verdiği(nin beratı)dır. Ona, el-Kabaliyye mıntıkasının, alçak ve yüksek (yerlerinin) madenlerini vermiştir." [Bir rivayette şu ziyade var: "(Medine'ye dört beridlik mesafede yer alan Zatu'n-Nusub ve (Necd'de yer alan) Kuds mevkiinin ekime elverişli olan kısmını da verdi. Hiçbir Müslümanın hakkını vermedi. (Bu berat metnini Resulullah'ın emriyle, katibi) Übey İbnu Ka'b yazdı."]
Resulullah (sav), Zübeyr (ra)'e atının koştuğu yer(e kadar olan mesafeyi) ikta' kıldı. (Şöyle ki): "Zübeyr atı (mecali kesilip) duruncaya kadar koşturdu. At durunca Zübeyr kamçısını attı. [Resulullah (sav):] "Kamçısının ulaştığı yere kadar (o mıntıkayı) ona verin" emrettiler.
Ebu Davud, Harac 36, (3072)
Nakleden: Amr İbnu Hureys (ra)
Resulullah (sav) Medine'de yayını ile bir ev planı çizdi ve: "Sana daha da artırayım mı, artırayım mı?" diye sordu."
Ebu Davud, Harac 36, (3060)
Nakleden: İbnu Abbas (ra)
Resulullah (sav) hacamat oldu ve haccama ücretini verdi. Eğer bu (hacamat ücreti) haram olsaydı vermezdi. Ayrıca efendisine konuştu, o da vergisini hafifletti.
Resulullah (sav)'ın muhacir ashabından bir adamın anlattığına göre, Resulullah (sav) şöyle buyurdular: "Müslümanlar üç şeyde ortaktırlar: Su, ot ve ateş."
Ebu Davud, Büyu 62, (3477)
Nakleden: Esmer İbnu Mudarris (ra)
Resulullah (sav) buyurdular ki: "Bir Müslümanm henüz ulaşmadığı (ot, odun, su, gibi) bir şeye önce ulaşan kimse ona sahip olur." Bunun üzerine halk çıkıp, (mubah şeyleri sahiplenmek maksadıyla) birbirleriyle hızlıca işaretleme yarışına girdiler.
Müslüman neden zulme karşı savaşmalı:
وَمَا لَكُمْ لَا تُقَاتِلُونَ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ وَالْمُسْتَضْعَف۪ينَ مِنَ الرِّجَالِ وَالنِّسَٓاءِ وَالْوِلْدَانِ الَّذ۪ينَ يَقُولُونَ رَبَّنَٓا اَخْرِجْنَا مِنْ هٰذِهِ الْقَرْيَةِ الظَّالِمِ اَهْلُهَاۚ وَاجْعَلْ لَنَا مِنْ لَدُنْكَ وَلِياًّۚ وَاجْعَلْ لَنَا مِنْ لَدُنْكَ نَص۪يراًۜ
Size ne oluyor da: "Rabbimiz! Bizi halkı zalim olan bu şehirden çıkar, katından bize bir sahip çıkan gönder, katından bize bir yardımcı gönder" diyen zavallı çocuklar, erkekler ve kadınlar uğrunda ve Allah yolunda savaşmıyorsunuz?
(Nisa - 75)
Kur'an-ı Kerim basit bir kitap değildir. Bir ayetten 3 kişi 3 ayrı mana çıkarır;
Avam : Okuduğu gibi anlar (meal).
Alim: Okuduğunu hadis ve sünnetle birleştirip tefsir eder (yorumlar).
Arif: Ayetin Allah katındaki gerçek manasını anlar.
Arapça okunan Ku'ran-ı Kerim gerçek manaya isabet eder!