Resulullah (sav) kan mukabilinde alınan semenden, köpek semeninden, fuhuş kazancından men etti. Dövme yapanı, dövme yaptıranı, faiz yiyeni, faiz yedireni ve musavverleri lanetledi.
Resulullah (sav) cariyenin kesbini nehyetti. [Ebu Davud, Rafi İbnu Hadiç'ten yaptığı rivayette şu ziyadeyi kaydeder: "..Kazancın nereden olduğunu bilinceye kadar..."]
Buhari, İcare 20, Talak 61; Ebu Davud, Büyu 40, (3425)
Nakleden: Osman (ra)
Çocukları kesbe mecbur etmeyin. Siz onları kesbe mecbur ettiğiniz zaman hırsızlık yaparlar. San'at sahibi olmayan cariyeleri de kesbe zorlamayın. Zira siz onları kesbe zorladığınız takdirde ferçleriyle kazanırlar. Onların getireceği paraya karşı istiğna gösterin ki, Allah da sizi müstağni kılsın. Size temiz olan yiyecekler yaraşır.
Muvatta, İsti'zan 42, (2,981)
Nakleden: Aişe (ra)
Hz. Ebu Bekr (ra)'in bir kölesi vardı. Bu köle çalışıp kendisine belli bir haraç ödüyordu. Hz. Ebu Bekr onun kazancından yiyordu. Bir gün yine bir şeyler getirdi. Ebu Bekr (ra) bundan da yedi. Ancak kölesi: "Bu yediğin nedir, biliyor musun?" dedi. Hz. Ebu Bekir: "Neymiş o?" deyince köle açıkladı: "Ben cahiliye devrinde kahinlik yapardım. Aslında bu işin ehli de değildim. Bu sebeple (kafadan atıp bir) adam aldatmıştım. (Bugün yolda) bana rastladı ve (kahinliğimden kalma eski) bir borcunu ödedi. Yediğiniz işte bu idi!" Bunun üzerine Ebu Bekr elini boğazına atıp, midesinde her ne varsa kusup çıkardı.
Buhari, Menakıbu'l-Ensar, 26
Nakleden: İbnu Abbas (ra)
Resulullah (sav) köpeğin semeninden nehiy buyurdular. Eğer (sahibi, öldürülen) köpeğin semenini istemeye gelirse, avucunu toprakla doldurun. (Metin Ebu Davud'a, aittir.)
Ebu Davud, Büyu 68, (3482); Nesai, Büyu 91, (7,309)
Nakleden: Ebu Hüreyre (ra)
Resulullah (sav), av köpeği hariç, köpeğin semenini yasakladı.
Tirmizi, Büyu 50, (1281)
Nakleden: Cabir (ra)
Resulullah (sav) kedinin yenmesini ve semenini yasakladı.
Ebu Davud, Büyu 64, (3480); Tirmizi, Büyu 49, (1280)
Nakleden: İbnu Muhayyısa el-Ensari (ra)
Babasından anlattığına göre, babası Muhayyısa haccamın kiralanması hususunda izin istedi. Resulullah onu menetti. Muhayyısa'nın haccam bir azadlısı vardı. Sorup izin istemeye ara vermedi. Sonunda (sav) kendisine: "Onunla deveni ve köleni beşle, (kendin yeme!)" buyurdular.
Resulullah (sav) şöyle buyurmuştur: "Ben teyzeme bir köle bağışladım ve ben onun teyzem hakkında mübarek olmasını diliyorum. Teyzeme: "Onu haccama teslim etme, kuyumcuya ve kasaba da teslim etme!" dedim."
Ebu Davud, Büyu 49, (3430)
Nakleden: Enes (ra)
Kilab kabilesinden bir adam, Resulullah'a damızlık hayvanın suyundan (para almayı) sordu. Aleyhissalatu vesselam yasakladı. Adam: "Ey Allah'ın Resulü! Biz damızlığı aştırıyoruz da bize ikramda bulunuyorlar!" dedi. Aleyhissalatu vesselam ikramda bulunmaya ruhsat verdi.
Resulullah (sav) (bir gün bize): "Kusameden sakinin!" buyurdular. Biz: "Kusame de nedir?" dedik. "Bir cemaatin başında bulunan bir kimse (birşey taksim ettiği zaman) berikinin ve ötekinin hisselerinden bir şeyler alır(sa, işte bu aldığı şey kusamedir)."
Ebu Davud, Cihad 179, (2783,2784)
Nakleden: İbnu Abbas (ra)
Bir adam kendisine on dinar borçlu olan bir alacaklısının peşine düştü ve: "Vallahi borcunu ödeyinceye veya bana bir kefil getirinceye kadar arkanı bırakmayacağım!" dedi. Bunun üzerine Aleyhissalatu vesselam o borcu üzerine aldı. Sonra adam, üzerine aldığı miktarı Resulullah (sav)'a getirdi. Aleyhissalatu vesselam adama: "Bu parayı nereden buldun?" diye sordu. Adam: "Madenden!" dedi. Aleyhissalatu vesselam: "Öyleyse bizim buna ihtiyacımız yok! Onda hayır da yok" buyurdu ve borcu ona bedel ödeyiverdi.
Ebu Davud, Büyu 2, (3328); İbnu Mace, Sadakat 9, (2406)
Nakleden: Abdullah İbnu Amr İbni's-Sa'di (ra)
Hz. Ömer (ra)'den naklediyor: "Resulullah (sav) bana ihsanda bulunurdu. Ben de: "Siz, bunu benden daha muhtaca verin" diyordum. Aleyhissalatu vesselam da; "Al bunu! Sen beklemez ve istemez olduğun halde sana geleni al! Bu şekilde gelmezse, nefsini peşine takma!" buyurdu." [Bir rivayette şu ziyade gelmiştir: "Bu sebeple İbnu Ömer (ra), ne bir şey isterdi, ne de kendine ihsan edilen bir şeyi reddederdi."]
Bir diğer rivayette şöyle denmiştir: "Hz. Ömer (ra) beni, zekat (toplama işine) tayin etti. Bu işi tamamlayınca bana ücret verilmesini emretti. Ben: "Ben Allah rızası için çalıştım, ücretim Allah üzerinedir!" dedim. Hz. Ömer: "Sen, sana verileni al. Nitekim ben de Resulullah (sav) zamanında çalışmıştım. Bana ücret verdi. Hatta (ilk seferinde) ben de senin söylediğini söyledim. Bunun üzerine (sav) bana: "Sen istemediğin halde sana birşeyler verilirse, onu al, ye ve tasadduk et!" buyurdular" dedi.
Nakleden: Selim İbnu Mutayr (ra)
Babasından naklen anlatıyor: "Bir adamın şöyle söylediğini işittim: "Resulullah (sav)'ın [Veda haccı sırasında hutbede] şöyle söylediğini işittim: "Ey insanlari ihsanları, onlar ihsan kaldığı müddetçe alın! Ne zaman, Kureyş saltanat kavgasına düşer ve ihsan dininizden rüşvet mukabili otursa, o zaman onu bırakın ve almayın!"
Ebu Davud, Haraç 17, (2958,2959)
Nakleden: İbnu Abbas (ra)
Resululah (sav) iki yarışçının yemeğini nehyetti: Müsabaka ve kumar.
Ebu Davud, Et'ime 7, (3754)
Nakleden: Ukbe İbnu Amir (ra)
Resulullah (sav)'ın: "Cennete meks sahibi girmeyecektir!" dediğini işittim.
Müslüman neden zulme karşı savaşmalı:
وَمَا لَكُمْ لَا تُقَاتِلُونَ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ وَالْمُسْتَضْعَف۪ينَ مِنَ الرِّجَالِ وَالنِّسَٓاءِ وَالْوِلْدَانِ الَّذ۪ينَ يَقُولُونَ رَبَّنَٓا اَخْرِجْنَا مِنْ هٰذِهِ الْقَرْيَةِ الظَّالِمِ اَهْلُهَاۚ وَاجْعَلْ لَنَا مِنْ لَدُنْكَ وَلِياًّۚ وَاجْعَلْ لَنَا مِنْ لَدُنْكَ نَص۪يراًۜ
Size ne oluyor da: "Rabbimiz! Bizi halkı zalim olan bu şehirden çıkar, katından bize bir sahip çıkan gönder, katından bize bir yardımcı gönder" diyen zavallı çocuklar, erkekler ve kadınlar uğrunda ve Allah yolunda savaşmıyorsunuz?
(Nisa - 75)
Kur'an-ı Kerim basit bir kitap değildir. Bir ayetten 3 kişi 3 ayrı mana çıkarır;
Avam : Okuduğu gibi anlar (meal).
Alim: Okuduğunu hadis ve sünnetle birleştirip tefsir eder (yorumlar).
Arif: Ayetin Allah katındaki gerçek manasını anlar.
Arapça okunan Ku'ran-ı Kerim gerçek manaya isabet eder!