Türkçe İbadet Olur Mu?

Bir ara Çin telefonları popülerdi. Şu tuşlu telefonlardan dokunmatik telefonlara geçtiğimiz dönemlerdi. Sanırım 2008 – 2010 yılları arasıydı. Görünüşü, menüsü falan Iphone’a benziyordu ama ne markası Iphone’du, ne de işletim sistemi IOS’du. Ekran ve kamera çözünürlüğü berbat, çok yavaş ve uygulamalar kullanışsızdı. Yani hiçbir Iphone özelliği desteklemiyordu ama dış görünüşü Iphone’du. Sırf gösteriş olsun diye çok kişi bu telefonlardan kullanırdı ama hiçbiri Iphone yerini tutmazdı. Ben bunu Iphone telefonları övmek için söylemiyorum bariz bir gerçek var ki hiçbir şey orijinalinin yerini tutmaz.

Bu sabah işe gitmek için evden çıktım. Yolda giderken bir Twittera bakayım bugün yine ne olmuş diye. Keşfet kısmında tagları gözden geçirirken haşa “Allah Türkçe Bilmiyor mu” tagı dikkatimi çekti. Şöyle bir düşündüm, bir Müslüman olarak benim de bu konu hakkında bir şeyler yazmam gerektiğine karar verdim. Çünkü Allah cc. Muhammed suresi 7. ayetinde “Ey iman edenler! Eğer siz Allah’ın dinine yardım ederseniz Allah da size yardım eder ve ayaklarınızı sabit tutar” buyuruyor.

“Allah Türkçe bilmiyor mu” diyorlar.

Elbette biliyor! İnsanın bildiği hiçbir şey yoktur ki onu Allah cc. öğretmiş olmasın. Yazdığınız bilgisayar programından konuştuğunuz dile, fizikten kimyaya, matematikten tıpa yani dünyada hangi bilgi var ise insanoğluna Allah cc. tarafından öğretilmiştir. Peki neden Müslüman ülkeler bilimsel konularda hep geride kalmış diyeceksiniz. Aslında olayın özeti şu, Allah insana her zaman çabalarının karşılığını vermiştir. İnsan ne için çalışırsa onun karşılığını alacaktır. Bir iş için çaba gösteren Müslümanın da gayrimüslimin de o çabalarını karşılığını Allah cc. verir.

Duaların Arapça yapılması zorunlu değildir!

Herkes kendi dili ile Allah’a dua eder, Allah da o kulunun ne istediğini bilir ve ona göre karşılık verir. Duanızı ister Türkçe, ister İngilizce, isterseniz de Farsça yapın. Allah cc. söylediklerinizi bilir ve duanıza gereken karşılığı verir. Kimse kimseyi de Arapça dua etmekte zorlayamaz. Çünkü dua kul ile Allah cc. arasındaki bir köprüdür. Ve kimse o köprü önüne engel koyamaz.
Farz olan ibadet ile dua aynı şey değildir. Farz ibadet Allah’a karşı yapmak zorunda olduğumuz bir eylemdir. Dua ise Allah’tan talep ettiklerimizdir. Dua her ne kadar zorunlu olmasa da, dua eden bir nevi ibadet etmiş olur. Çünkü kul, dua ile Allah’ın cc. azameti ve şanı karşısında ne kadar aciz olduğunu belirtir.

Peki Allah cc. İnsanın istediği her şeyi verir mi?

Elbette Allah cc. kendisine iman eden kullarına sonu şerle bitecek çabalarının karşılığını vermeyebilir. Bu haşa Allah’ın cc. adil olmadığına işaret değildir. İşin sonundaki şerrin kuluna vereceği zarardan onu korumak içindir. Örneğin bir çocuk balkon demirlerine tırmanıyorsa, anne çocuğunun oradan düşeceğini bildiği için çocuğun oraya tırmanmasına engel olur. Çocuk ağlar ancak anne onu cezalandırmak için değil, çocuğun düşmesini engellemek için oraya tırmanmasına engel olmuştur. İnsan nefsi de çocuk gibidir. Hayır ya da şer düşünmeden sürekli ister. Allah cc. Bakara suresi 219. Ayette “Olabilir ki siz, bir şeyden hoşlanmazsınız; oysa ki o sizin için bir hayırdır. Yine olabilir ki, siz bir şeyi seversiniz, oysaki o sizin için bir kötülüktür. Allah bilir, siz bilmezsiniz” buyurmuştur. Bu sebeple Allah’ın sevdiği mümin kulların her duası kulun dilediği gibi kabul olmaz. Eğer edilen dua şer getirecekse Allah cc. duayı olduğu gibi kabul etmek yerine o kulun ettiği dua sebebiyle kulunun başka bir eksiğini giderir.
Konuyu çok fazla dağıtmadan Türkçe ibadet konusuna geri dönelim.

Türkçe İbadet Yapılabilir mi?

Meallere bakarsanız her biri farklı metinler içerir. Anlam bakımından çelişkide kalınan bazı cümleler tefsir bilginlerinin ortak görüşüne göre anlamlandırılır. Ancak orijinal hali ile okunan bir ayet Allah’ın cc. ona yüklediği anlamı net olarak ifade edebilir.

İslam’da çelişkiye yer yoktur!

Örneğin herkes orijinal dili ile aynı Fatiha’yı aynı anlamla okur ama Türkçe ‘ye çevrilecek olursa herkesin Fatiha’sı farklı olur. Kimininki basit ve sıradan, kimininki ise sıra dışı ve anlamlı olur. Neden herkesin Fatiha’sı sonsuz ilim sahibi Allah’ın cc. dilediği anlamı taşımasın ki? Eğer namazda okunan sureleri Türkçe okuyacak olsak yüzlerce mealden hangisini baz alarak namaz kılacağız ki? Bu durumda herkesin namazı farklı olacak. Oysa Allah’ın cc. kelamı ile indirildiği şekilde okunursa herkes aynı kelamla aynı namazı kılacaktır. Böylece ayetin mealine göre ibadetin geçerliliği çelişkiye düşmemiş olacaktır. Ayrıca çağımızdaki bir Müslüman 1400 yıl önceki Müslümanlarla ve alemlere rahmet olarak gönderilen Hz. Muhammed SAV. ile aynı kelamı söyleyerek ibadet etmiş olacak. Aynı zamanda orijinal dil ile ezberlenen metinler değişime uğramayacak, olduğu gibi saklanabilecektir.

Bir de Allah’ın kendi kudretine yakıştırdığı isimler vardır. Bu isimler Türkçede birden çok anlama gelmektedir. Bilirsiniz isimler dile göre değişmez. Orijinali neyse odur. Ama örneğin Malik-ûl Mülk ismi kimisi için sadece “dünya mülkünün sahibi” anlamı taşırken, kimine göre ise “kâinatın sahibi” anlamını taşır. Türkçeye çevrilen bu isim anlam kaybı yaşayabilir. Ancak Arapça okunursa Allah’ın dilediği anlamı taşır. Bunların yanında bir de İsm-i A’zam yani en büyük isim vardır ki, bu isim yalnızca Kur’an-ı Kerim orijinal dil ile okunursa zikredilebilir ve tam manasına kavuşur.

Orijinal metin her zaman en doğru metindir.

Örneğin İngilizce bir metni Türkçe ‘ye çevirirken anlam kaybetme ihtimali yüksektir. Çünkü tercüman metni çevirirken kendi anlayabildiği kadarıyla çevirir. Ayrıca kendi yorumunu da katması kaçınılmazdır. Oysa orijinal metinde anlatılmak istenen şey çok daha farklı olabilir. Bu sebepten dolayı dili bilenler kendi ana diline tercüme edilmiş metin yerine orijinal metni okumayı tercih ederler. Bu da anlam karmaşasını ortadan kaldırır. Örneğin bir yabancı bir şarkıyı kimse kendi dilinde söylemez, dinlemez. Çünkü o şarkı söylendiği dilde güzeldir. Kendi diline çevirdiğinde anlamsız gelebilir.

Peki Kur’an-ı Kerim’in hiç mi Türkçesini okumayalım?

Türkçesini de okuyalım tabi, okuyalım ve hayatımıza uygulayalım. Allah cc. Kur’an-ı Kerim’i insanları iyiliğe ulaştırmak, kötülükten men etmek için indirdi. Neden Allah’ın emir ve yasaklarını okuyup ona göre yaşamayalım ki. Bu dünyayı ve insanları O yarattı. İnsanlar hangi davranışlarda bulunursa yeryüzünde adaletin ve huzurun tesis edilebileceğini O’ndan daha iyi kim bilebilir? Eğer insanlar Allah’ın ayetlerine sarılırsa ve ona göre yaşasalardı, dünyada kötülükten eser kalmazdı.

Meal okurken dikkat etmemiz gereken noktalar da var. Az önce de bahsettiğimiz gibi bir meal her zaman anlatılmak isteneni anlatmaz. Bunun bir nedeni bazı ayetlerin bir önceki, bir sonraki ya da suredeki tüm ayetlerle ile bağlantılı olmasıdır. Eğer tüm sureyi okumazsanız o ayeti anlamayabilirsiniz. Bir başka nedeni ise o ayetin indirilmesine neden olan bir olay yaşanmış olabilir. Yaşanan olayı bilmeden ayeti anlamlandıramayabilirsiniz. Bu nedenle meal ile birlikte tefsir de okunmalıdır ki, orada ne anlatılmak istendiğini tam manasıyla anlayabilelim.

Son söz olarak şunu belirteyim ki, Kur’an-ı Arapça okuyun, Tefsirine göre yaşayın.

Allah’ın selamı ve rahmeti üzerinize olsun.

Selametle…