Neden Mutlu Olamıyoruz

Geçenlerde instagramda dolaşırken bir videoya denk geldim. İnstagram’da videolu içerik oluşturan bir aile. Yüzbinlerce takipcileri var. Görünüşe göre kazançları gayet iyiydi. Çok mükemmel bir evleri, güzel bir arabaları vardı. Kullandıkları aksesuarlardan durumlarının ne denli iyi olduğu belli oluyordu. Tabi bir iç çektim. Dedim ki, bu insanlar bu kadar kolay yoldan gayet yüksek yaşam standartlarına ulaşabiliyorlar, oysa bazı insanlar ağır işlerde alın teri dökerek, uzun mesai harcayarak ancak geçimlerine yetecek kadar mülke ve paraya sahip olabiliyorlar derken o söz geldi aklıma;

Firavun Allah’ın adını anmasın diye onu bir baş ağrısı bile tutmadı!

Evet arkadaşlar olayın özü bu. Eğer bir insanın dünyada her şeyi tam ve hayatı mutluluk içindeyse, o insan imanını sorgulamalıdır. Çünkü Yüce Allah cc. sevdiği kulunu dünyaya meylettirmez. Ben o ailenin imanını sorgulamıyorum ve bu da haddime değil. Ancak dünyada zevkü sefa yaşayanlar ile acı, ızdırap, keder içinde yaşayanların ahirette cenneti aynı değildir.

Allah Sevdiği Kullarına Sıkıntı Verir

Allah sevdiği kullarına sıkıntı verir ki o kullar Allah’ın adını daha çok zikretsin ve kendisine daha çok ibadet etsin. Siz sevdiğiniz insanın sürekli sizinle konuşmasını, sizinle meşgul olmasını istemez misiniz.  Eğer Yüce Allah size kendi adını zikretmeyi unutacak kadar mükemmel bir hayat vermişse, sizi terk etmiş demektir. Çünkü artık o insanın ahiretten nasibi kalmamıştır. Çünkü o insanın nasibi dünyada elde ettikleri kadardır. Bakın kafirlerin hepsi yüksek yaşam standartları içinde yaşıyorlar, Müslüman kullar ise hep bir dert, sıkıntı ve kederle sınanıyorlar. Dünyada dilediğiniz her şeye sahip olmanın tek yolu, küfre sapmaktır. Böylelikle ahiretten nasibiniz kalmaz ve sonsuz nimetlerle dolu cenneti 80 yıl mutluluk içinde yaşayacağınız dünya hayatına tercih etmiş olursunuz. Sizce cennet kadar büyük bir nimete ulaşmak için dünyalık dertlere sabretmeye değmez mi?

Yürüdüğün yolun sonu vuslata eriyorsa, ayağına takılan taşlardan şikayet etmeyeceksin!

Peygamber efendimiz (sav) şüphesiz Allah’ın en sevdiği kuludur. Öyle ki Allah cc. cennetin baş köşesine kendi adının yanına ancak onun adını yakıştırmıştır. Peygamber Efendimiz (sav) ömrü boyunca hiç kimseye kötü davranmamış, hiçbir canlıya zulüm etmemiştir. Hal böyle iken tebliğ için gittiği Taif’te insanlar O’nu taşlarla, sopalarla kovalamışlardır. Aç kaldığı günler olmuş, hakaretlere ve küçümsemelere maruz kaldığı zamanlar olmuş. Sizce Allah cc. O’nu sevmediği için mi bu eziyetleri görmesine razı geldi? Tabiiki hayır, Allah onu çok sevdiği için bunları yaşadı. Allah’ın en çok sevdiği ve günahsız kulları olan peygamberler dahi dünyada zulümler yaşamışken, biz günahkar kullar zevkü sefa içinde dünya hayatı yaşayıp, ahirette cennetle mi ödüllendirilmeyi bekliyoruz.

Bir başka açıdan bakarsak Allah cc. sevdiği kuluna dünyada dert keder verir ki, ahirete hesabı kalmasın. Dünyada derdi çok olanlar ahirette refaha kavuşacak olanlardır. İnsana ahiret uzak gelir. Bu sebeple dünyaya aldanıp dünya için ister dururlar. Kendilerine bir müsibet geldiğinde O’nun yolundan yüz çevirenler kadar zararda olan insan yoktur. Ancak inanalar başlarına bir müsibet geldiğinde Allah’a yönelirler. Yüce Allah cc. Bakara Suresi 156. ayetinde şöyle buyuruyor;

اَلَّذ۪ينَ اِذَٓا اَصَابَتْهُمْ مُص۪يبَةٌۙ قَالُٓوا اِنَّا لِلّٰهِ وَاِنَّٓا اِلَيْهِ رَاجِعُونَۜ

Onlara bir musibet geldiğinde: “Biz Allah’ınız ve elbette O’na döneceğiz” derler.

Neden Mutlu Olamıyoruz?

Mutlu olamamamızın en büyük nedeni, dünyaya çok meyletmemizdendir. Mülk isteriz, para isteriz, itibar isteriz, makam mevkii isteriz. Oysa insanlar en çok değer verdikleri şeyler ile imtihan olur. Evet elde etmek istediklerimiz için dua etmeliyiz ancak, olabilir ki istediklerimiz bizim için hayırlı değildir. Allah cc. hayırlı gördüğümüz şeyler arkasında gizli olan şerlerden bizleri muhafaza etmek için onu bize nasip etmiyordur. Allah cc. hayrın içinde şer, şerrin içinde hayırlar gizlemiştir. Bizler başımıza bir şer geldiğinde üzülüyoruz, neden böyle oldu diyoruz. Oysa gaybı bilen Allah’tır. O küçük şerrin sana gelecekte hayırlar getirmeyeceğini nereden bilebilirsin? Bu yüzden Allah cc. umutsuzluğa düşmeyin buyuruyor. İnananlar için her zaman bir umut vardır. Dünyevi bakış açısı ile hiçbir çıkar yolun olmadığı görülse dahi, Allah cc. her şeye Kadir’dir. Takva sahibi insanlar hayrın da şerrin de Allah’tan geldiğini bilirler. Çünkü Allah cc. size bir şer vermiş ise, o şer içinde nice hayırları gizlemiştir. Belki de başına gelen bir müsibet senin dünyanı da ahiretini de kurtaracak bir hayra dönüşebilir.

Yüce Allah, bakara suresi 216. ayetinde şöyle buyurmuştur;

وَعَسٰٓى اَنْ تَكْرَهُوا شَيْـٔاً وَهُوَ خَيْرٌ لَكُمْۚ وَعَسٰٓى اَنْ تُحِبُّوا شَيْـٔاً وَهُوَ شَرٌّ لَكُمْۜ وَاللّٰهُ يَعْلَمُ وَاَنْتُمْ لَا تَعْلَمُونَ۟

Olabilir ki siz, bir şeyden hoşlanmazsınız; oysa ki o sizin için bir hayırdır. Yine olabilir ki, siz bir şeyi seversiniz, oysaki o sizin için bir kötülüktür. Allah bilir, siz bilmezsiniz.

Dünyaya Bakış Açınızı Değiştirin!

Olaylara bakış açınızı değiştirin. İçinde bulunduğunuz durum sizi karamsarlığa itmesin. Vardır Allah’ın bir bildiği deyin. O beni terketmez deyin. O bana verdiği bu şer içinde için binlerce hayır gizlemiştir deyin. Üzülmek, dertlenmek, bir şeyleri kaybetmek, vazgeçmek zorunda kalmak ve özlemek bu dünyanın doğasında var. Herkes kendi içinde bir şeyler için savaşlar veriyor. Bazen kazanıyor, bazen kaybediyor. Kısacası bu dünya imtihan dünyasıdır. Ne kazandıysan onu sana Allah bahşetmiştir, ne kaybettiysen onu senden Allah almıştır. Allah’ın sana verdikleri kendi mülkünden olduğu gibi, aldıkları da kendi mülkündendir. Bu yüzden kaybettim diye üzülme (hamd et), kazandım diye kibirlenme (şükret). Mülk Allah’a aittir ve Allah mülkü üzerinde hüküm sahibidir. Ne senden almak O’nun mülkünü artırır, ne de sana vermek O’ndan bir şey eksiltir. Güvenip dayanabileceğin en büyük kudret Allah’tır. O kendine güvenenleri asla başkasına muhtaç etmez.

Unutma!

Ne zaman ki dünya malından yüz çevirirsen, o zaman dünya malı ayaklarının altına halı gibi serilecektir.

Selametle…